Namaz’da (rukû’dan önce) hatim duası yapmanın sahih olan görüşe bidat olduğunu, zira sahabelerin Ramazan ayında, namazda Kur’an’ı hatmetmelerine rağmen hatim duası yaptıklarına dair hiçbir rivayetin olmadığını, ancak namaz dışında yapılan hatim duası hakkındaki günümüzde yaygın olan hatim duası şekli de bu budur- Enes b. Malik (radiyallahu anh)’ın bu duayı yaptığına dair sahih bir rivayetin bulunduğunu biliyor muydunuz?
devamını oku...
Makale Ahmet Yavuz
Makale Ali Ataş
Makale Av. Abdulbasit Hun
Makale Mücahit Polat
Makale Av. Abdulbasit Hun
Fetva Ebu Muhammed El-Makdisi
Fetva Fetva Kurulu
Fetva Ebu Muhammed El-Makdisi
Fetva Fetva Kurulu
Fetva Şeyh Muhammed Salih El Muneccid
Soru - Cevap

SORU

Arapça olmayan, kendi lügatimle manası “Allah” olan bir kelime ile yemin etmem caiz midir?

CEVAP

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

“Allah” lafzı Arapçadan başka bir lügate tercüme edilemez. Fakat “Rabb” ya da “İlah” veya benzeri lafızlar bir başka lügate tercüme edilebilir. Bu meselenin mümkün olma ya da olmama yönüyledir. Bunun hükmü ise; Arapçanın dışında başka bir lügat ile yemin etmek mekruhtur.

İmam Malik (rahimehullah) şöyle demiştir; yabancı bir lügat haram değildir ama yabancı bir lügatle dua edilmez, yemin edilmez. (Bkz; İktida’ 175-176)

İmam Şafii (rahimehullah) ise şöyle demiştir; Arapça bilen bir kimsenin konuşurken başka bir dilin isimlerini kullanmasını veya kendi diline yabancı kelimeler karıştırmasını mekruh görür. (Bkz; İktida’ 175-176)

İbni Teymiyye (rahimehullah) İmam Ahmed’in şöyle dediğini nakleder; Kişinin Arapça’nın dışında başka bir lügate alışması mekruhtur. Çünkü Arapça İslam’ın ve İslam ehlinin şiarıdır. Bir lügat ise ümmetleri diğer ümmetlerden ayıran en büyük şiardır. Bunun içindir ki, birçok fukaha namaz ve zikirlerde yapılan dualarda Arapçadan başka bir lügatin kullanılmasını mekruh görmüştür. 

Ayrıca namazdaki zikirler Arapça’dan başka bir dille söylenebilir mi, yoksa söylenemez mi meselesi de âlimler arasında tartışmalıdır. Namazdaki zikirler bu bakımdan üç sınıfa ayrılırlar:

1) Birinci kategoriyi namazda okunan Kur’an ayetleri meydana getirir.

2) İkinci sırada Kur’an ayetleri dışında kalan vacip zikirler gelir. Âlimlerin görüş birliği ile giriş tekbiri ile çıkış selamları ve vacip sayanlara göre teşehhüd sırasındaki zikir cümleleri gibi.

3) Üçüncü sırada vacip olmayan dua, tesbih ve zikirler yer alır. Şimdi bu zikir kategorilerini, Arapçadan başka bir dille okunup okunamayacakları açısından ele alalım.

1) Her şeyden önce Kur’an ayetleri namazda Arapçada başka bir dille okunamaz. Fıkıh âlimlerinin cumhuruna göre namaz kılanın Arapça anlayıp anlamaması bu bakımdan birdir, fark etmez. Bu hüküm şüphe götürmez bir gerçektir. Hatta bazı âlimlere göre Kur’an’ın bir suresi veya bir sure kadar kısmı başka bir dile tercüme edilmez. Fakat Ebu Hanife ve arkadaşlarının iyi Arapça bilenlerin Kur’an-ı Kerim’i başka bir dile çevirip çeviremeyecekleri konusunda farklı görüşleri vardır.

2) Vacip zikirlere gelince Kur’an-ı Kerim’in Arapça bilmeyen ve öğrenmeye de gücü yetmeyenler için tercüme edilmesinin yasak olup almadığı hususunda farklı görüşler vardır. Bu konuda Ahmed-i Hanbelî ile arkadaşları iki değişik görüş naklediliyor. Bu görüşlerin onun diğer sözleri ile daha uyumlu olanı, bu tercümenin yapılamayacağı şeklinde olanıdır ki, bu aynı zamanda Malik’in ve İshak’ın görüşüdür.

İmam-ı Ahmed’e dayandırılan ikinci görüş bu tercümenin yapılabileceği şeklindedir ki, bu da aynı zamanda Ebu Yusuf, Muhammed ve Şafii tarafından paylaşılan görüştür.

3) Namazdaki diğer zikirlere gelince yukarıdaki tarafların her ikisine göre de bunlar namazda başka bir dile çevrilerek söylenemezler. Malik, İshak ve Şafii’nin bir kısım arkadaşlarına göre böyle bir şey yapan kimsenin namazı bozulur demişlerdir. Fakat Şafii’nin kendisine göre bu zikirleri Arapçadan başka bir dille söylemek mekruhtur, fakat bu yüzden namaz bozulmaz. Bizim bazı arkadaşlarımız da Arapça konuşamayan bir kimsenin namaz kılarken bu zikirleri başka bir dille söyleyebileceğini ileri sürmüşlerdir. Namaz, Kur’an okumak, zikir, Telbiye, hayvan keserken besmele çekme gibi ibadetleri ile evlenme, boşanma ve lian (lanetleşme) gibi sözleşmelerde Arapçadan başka bir dil kullanmanın hükmü fıkıh kitaplarında ayrıntılı biçimde belirtilmiştir. (Bkz; İktida’ 175-176)

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

SORU

Ben ailem ile birlikte oturan birisiyim. Acaba eşimin evde peçe giymesi vacip midir? Allah'a hamd olsun ki O'nun fazlıyla ben(ev dışında) kadınlar için peçe giymenin Allah tarafından farz kılındığına iman ediyorum. Allah sizleri bereketli kılsın.


CEVAP

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Sevgili Kardeşim! Allah'tan çabanı ve gayretini artırmasını dilerim. Hiç şüphesiz ki bu senin Allah'a hamd etmenden dolayıdır.

Sorunuza gelince; Kadının yüzünü örtmesi asıl itibarıyla ihtilaflıdır. Hanefi, Maliki ve Şafilerden cumhur ulema bunun vacip olmadığı görüşündedirler. Hanbeli âlimlerinin tercih ettiği görüş ise kadının yüzünü kapatmasının vacip olduğudur -ki Allah en doğrusunu bilir- bizim de tercih ettiğimiz görüş budur. Kadının yüzünü kapatması konusu, üzerinde ihtilafların çok olduğu meselelerdendir. Ancak fakihlerden bazıları bu konuda fitne döneminde kadının yüzünü kapatmasının vacip olduğu hususunda tüm âlimlerin ittifak ettiğini nakletmişlerdir. Onların fitne dönemi ile kastettikleri ise fıskın çok olduğu dönemdir. Öyle zannediyorum ki şu yaşadığımız dönemden daha çok fitnenin olabildiğince yayıldığı, fasıkların boy gösterdiği bir zaman yoktur. Bundan dolayı biz bacılarımız için özellikle yaşadığımız şu dönemde yüzlerini kapatmalarının vacip olduğu görüşünü tercih ediyoruz.

Eşinizin evde yüzünü kapatmasına gelince; şayet yabancı kimseler ile kastedilen kardeşin, amcanın oğlu ve buna benzer kimseler ise bunların hükmü diğer yabancıların hükmü gibidir. Bu yüzden eşinizin evde bunların yanında da yüzünü kapatması vaciptir. Onların karşısında kesinlikle yüzünü açması caiz değildir. Zira siz özellikle peçe takmanın farz olduğu görüşünü tercih etmektesiniz. Malum olduğu üzere Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) kadın için erkeğin kardeşini (yani kaynını) ölüm olarak isimlendirmiştir. Bu noktada hüküm açısından bize akraba olan yabancılarla akraba olmayan yabancıların birbirinden farklı olduğuna dair bir başka nasda yoktur. Bilakis akrabalardan olan yabancıların yanında yüzün örtülmesi daha evladır. Zira bu durumda fitneye düşülmesi daha çok ihtimal dahilindedir. Bundan dolayı Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) "Kayın ölümdür" buyurmuştur.

Eşinizin yabancılar dışında babanız gibi mahremi olan ev halkının yanındaki durumuna gelince; bunla-rın yanında bırakın yüzünü açmayı başını açması dahi caizdir. Allah'tan ayıplarımızı örtmesini, bizleri korkularımızdan emin kılmasını dileriz.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

Mestler hangi durumlarda yapılır?

İmam Nevevî şöyle demiştir: “İcma hususunda görüşlerine itibar edilen kimseler, yolculukta ve ikamet halinde-ihtiyaç olsun ya da olmasın- mestler üzerine meshetmenin caiz oluşu üzerinde icmâ’ etmişlerdir. Hatta evinden dışarı çıkmayan kadın için ve yol yürümediği süre için dahi caizdir. Ancak şia işe hariciler bunu kabul etmezler. Fakat onların muhalefetleri muteber değildir.

Mest üzerine meshin şartı nedir?

Mest üzerine meshin caiz olması için mestlerin abdestli olarak giyilmiş olması şarttır.

Meshin müddeti ne kadardır?

Rasûllah sav yolcu için geceli gündüzlü üç gün, ikamet halinde olan içinde bir gün bir gece süre tesbit etmiştir.

Meshin yapılacağı yer ve şekil nasıldır?

Meshedilmesi meşru olan yer, meshin üst kısmıdır. Çünkü Ali Radıyallahu Anh şöyle demiştir: “Eğer din mücerred rey’e dayansaydı mestin alt tarafını meshetmek üst tarafını meshetmekten daha uygun olurdu, ama ben,  Rasûlullah sav’i mestlerin üstünü meshederken gördüm.” Vacib olan mesh miktarı ise, kendisine mesh adı verilecek kadardır.

Çoraplara ve ayakkabılara meshetmek caiz midir?

Mestler üzerine meshetmek caiz olduğu gibi çoraplara ve ayakkabılara meshetmek de caizdir. Çünkü Muğire b. Şu’be’nin rivâyet ettiği hadiste Peygamber sav’in abdest aldığı zaman çoraplara ve ayakkabılara meshettiği sabit olmuştur.

Meshi bozan haller nelerdir? 

1-Sürenin bitmesi

2-Cünüblük

3-Üzerine meshedilen mestin ayaklardan çıkarılması

SORU

Müezzinin nitelikleri için müstehab olan hususlar nelerdir?

CEVAP

1-Ezan okumakla Allah’ın rızasını araması ve buna karşılık bir ücret almaması.

2-Küçük büyük hadesten yana temiz olmalıdır.

3-Ayakta ve kıbleye yönelik olmalıdır.

4-“Hayyeale’s-salâh” dediği vakit başını ve boynunu sağ tarafa, “Hayyeale’l-felâh” dediği vakit de sol tarafa çevirmesi.

5-İki parmağını kulağına sokması.

6-Yüksek sesle ezan okuması.


SORU

Tevhidi olmayan biri ile evlenilse, ona vesile olunsa tabi mümkün de olmayabilir nasıl olur o evlilik olur mu?

CEVAP

İslam, insanları tevhidi olan ya da olmayan diye değil, mümin ve kafir olarak ele almıştır ve nikah ile ilgili hükümleri de ona göre vermiştir. Bir müSlümanın da bu konudaki ölçüsü elbette böyle olmalıdır.

Mümin ve kafir arasındaki nikah meselesi kısaca şöyledir;

Rabbimiz Allah, kiminle nikahlanabileceği konusunda şöyle buyurur;

İman etmedikleri sürece müşrik kadınlarla evlenmeyin… İman etmedikleri sürece müşrik erkeklerle de kadınlarınızı evlendirmeyin… (Bakara 221)

Ayet, müslüman bir erkeğin putperest, budist ve ateist gibi müşrik bir kadın ile evlenmesinin hiç bir şekilde doğru olmayacağını göstermektedir.

Kitap Ehli olan kadın ile evlenmeye gelince; Şeri­at, Allah'ın şu buyruğu ile böyle bir kadın ile evlenmeyi mubah kılmıştır: "Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden hür ve iffetli kadınların mehirlerini verdiğiniz takdirde zinaya sapmamış ve gizli dostlar edinmemiş olmaları şartıyla (evlenebilirsiniz)." (Mâide 5)

Müşrik kadın ile Kitap Ehli olan kadın arasındaki fark açıktır: Müşrik kadın kesinlikle hiçbir dine iman etmemektedir. Kitap Ehli olan kadın ise Allah'a ve ahiret gününe, helâl ve harama iman etmek, hayır ve faziletli olan davranışı yapmanın gereğine, serden ve bayağılıklardan uzak durmanın lüzumuna inan­mak bakımından müslüman ile ortak kanaatlere sahiptir.

Şeriat, müslüman bir kimsenin, kitap ehli olan bir kadınla evlenmesini caiz kılmakla birlikte, müslüman bir kadının kitap ehli olan bir erkekle evlen­mesini caiz görmemiştir. Bunun da sebebi açıktır. Çünkü kitap ehli olan bir kadının müslüman bir erkekle evlenmekle birlikte eski dini üzere kalma hakkı vardır. İnandığı ve yaşamak istediği dininden dolayı da herhangi bir zarar gör­mez. Çünkü müslüman, diğer dinlerin doğru inançlarını da kabul eden bir dine iman etmektedir. Tevhide ve insani erdemlere çağırmak hususunda İslam ile ittifak halinde bulunan Yahudilik ve Hristiyanlık dini de bunlardandır. Bu açı­dan kitap ehli olan kadın, müslüman erkek ile birlikte oldu mu hem kendi di­nini hem de kendisinden başkasının dinini kapsayabilen geniş bir daire içeri­sinde demektir. Belki İslam'ın hoşgörülü ruhunu ve güzel davranışını kocasın­dan hissedip fark ettiği takdirde, herhangi bir zarar söz konusu olmaksızın, ko­cası ile birlikte mutlu ve rahat yaşayabilir.

Erkeğin normal olarak kadın üzerinde aile reisliği otoritesi bulunur. Bu ise kadının otoritesinden daha güçlüdür. O bakımdan kitap ehlinden olan bir erkek müslüman bir kadınla ile evlenecek olursa, o kadına menfi yönde etki edebilir. Belki kadın dinini dahi terk edebilir veya kocası ile birlikte olmaktan dolayı zarar görebilir. Çünkü ruhi ve hissi uyum ve bağlılık böyle bir ailede bu­lunamaz. O bakımdan müslüman bir kadın böyle bir erkekle dar ufuklu bir da­ire içerisinde hayat sürer. Oysa onun akidesi geniş bir çerçeveyi kuşatmakta­dır. Ayrıca İslam daima üstündür. İslâm'ın üstüne gelebilecek hiçbir şey yoktur. Müslüman kadının sahip olduğu izzet, kitap ehline mensup bir erkek ile ev­lenmesine müsaade etmez.

İlim adamlarının cumhurunun kabul ettiği görüş budur. 

Müslüman bir kadının kâfir bir erkek ile evlenmesini ümmet icma ile ka­bul etmemiştir. Çünkü böyle bir evlilikte İslam'ın şanını küçültmek söz konusudur ve daha önce açıkladığımız sebepler dolayısıyla da bu haramdır. Diğer ta­raftan: "Müşrik erkeklere de iman edinceye kadar nikahlamayın" yani müslüman bir kadını müşrik bir erkekle evlendirmeyin, ayeti de bunu gerektirmekte­dir.

"Müşrik erkeklere de... nikahlamayın." ayeti velisiz nikâh olmayacağının delilidir. Bu, ilim adamlarının cumhurunun da görüşüdür. Çünkü Peygam­ber: "Veli ile olmadıkça nikâh olmaz" diye buyurduğu gibi şöyle de buyur­muştur: "Kadın kadını evlendiremez. Kadın kendi kendisini evlendiremez. Ken­di kendisini evlendiren zina etmiş hükmündedir."

Ebû Hanife ise kadının kendisinin kendi evlilik akdini dolaysız olarak yapmasını veya başkası adına vekâleten evlendirmesini caiz görmüştür. Çünkü kadın bu konuda tam bir ehliyet sahibidir. Ayrıca pek çok ayet-i kerimede ni­kâh lafzı kadına da isnat edilmiştir: "Bir başka kocayı nikâhlayıncaya kadar" (Bakara 230); "Artık kocalarını nikahlamalarına engel olmayınız." (Baka­ra 232) buyrukları gibi. Burada sözü geçen engel olmaktan kasıt, kocaları­nı seçtikleri takdirde evlilik akdini doğrudan yapmalarını engellemektir. Hanefiler: "Veli ile olmadıkça nikâh olmaz" hadisini vücûb için değil de kemal, mendubluk ve müstehablık ifade edecek şekilde yorumlamışlardır.

9
ZilHicce 1445
16 HAZİRAN 2024, PAZAR
İMSAK 03:44
GÜNEŞ 05:10
ÖĞLE 12:31
İKİNDİ 16:23
AKŞAM 19:52
YATSI 21:18
İslami Tasarımlar
Soru - Cevap
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce ve kendilerinden daha kuvvetli olan ve yeryüzünde daha çok eser bırakan kimselerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Allah onları suçlarıyla yakalamıştır. Allah'a karşı onları koruyan yoktur.

Yûsuf Suresi - 113. Ayet
Malcolm X Kimdir?

Gerçek ismi Malcolm Little olup, 1925 yılında ABD’nin Nebraska eyaletinin Omaha kentinde doğdu. Babası Earl Little, annesi Helen Little’dır ve ailenin 7 çocuğundan dördüncüsüdür. Babası hristiyanlığın Babtist cemaatine mensup olup Afrika ve siyahi milliyetçisi gazeteci yazar Marcus Garvey’in hayranı ve takipçisidir, ayrıca siyahilerle ilgili yerel bir organizasyonun da lideridir. Malcolm X’in babası kendisi 6 yaşındayken sebebi tam olarak bilinmese de beyazlar tarafından ırkçılık sebebiyle öldürülmüştür, ayrıca 3 amcası da kendisinin anlattığına göre beyaz şiddet yanlıları tarafından öldürülmüştür. Annesi, kendisi 13 yaşındayken, akli problemleri nedeniyle hastaneye yatmıştır, kardeşleri ile birlikte belirli bir süre yetiştirme yurtlarında yaşamış, korumaya alınmıştır.

Malcolm X, okul yıllarında aslında çok başarılıdır, bir öğretmeninin ona bir zencinin avukat olamay... devamını oku...

Makale

Kurban Fıkhı NLP (Neuro Linguistic Programming) - 2 Oruç Fıkhı Esmaü'l Hüsna - El-Muntakim Ömer B. Hattab
Ey iman edenler! Allah’tan hakkıyla korkup sakının! Yalnızca Müslimler/şirki terk ederek tevhidle Allah’a yönelen kullar olarak can verin. (Âl-i İmran, 102)