Soru - Cevap

Allah Rasulu namazını nasıl ihya ederdi?

Allah Rasulu namazını nasıl ihya ederdi?
Allah Rasulu namazını nasıl ihya ederdi?

بسم الله الرحمن الرحيم

1.Çokça Kur’an Okurdu

Kur’an’ın Ramazan için özel bir yeri vardır. Kur’an’ın tek seferde semaya indirildiği bin aydan daha hayırlı kadir gecesi bu aydadır. Yüce Rabbimiz Ramazan ayını zikrederken Kur’an’ın indirilişini onunla ilişkilendirerek ikisi arasındaki bağa dikkat çekmiştir. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; “İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa, onda oruç tutsun.” (Bakara, 185) Bunun özellikle Ramazan ayında Kur’an okumak, onu tefekkür etmek Allah’a yaklaştıran en önemli ibadetlerdendir.

Cebrail (sallallahu aleyhi ve sellem) bu ayda Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e gelirdi ve O’na (sallallahu aleyhi ve sellem) baştan sona Kur’an’ı okurdu. Bu vefatına kadar her sene devam etti. Hatta vefat ettiği sene Kur’an’ı iki kez hatmettiler. Burada Ramazan’ın Kur’an ayı olduğuna işaret vardır ki; bu dini ondan tam bir şekilde alan selefimiz Ramazan’da bütün işlerini bırakırdı ve Kur’an okumaya yönelirlerdi. Hatta ilim meclislerini bile terk ederlerdi.. İbni Abbas (radıyallahu anhu)’dan şöyle rivayet edilmiştir; “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) insanların en cömerdiydi. Onun en cömert olduğu an ise Ramazan’da Cebrail’le buluştuğu zamandı. Cebrail (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan’ın her gecesi gelir ve O’nunla Kur’an okurdu”…  (Muttefakun Aleyh)

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) teravi –kıyamu’l leyl- namazında Kur’an’ı daha uzun okurdu. Huzeyfe (radıyallahu anhu) bir Ramazan gecesi onunla birlikte namaz kıldı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir rekâtta Bakara, Ali İmran ve Nisa Surelerini okudu. 

Selefi Salihinde O’nun (sallallahu aleyhi ve sellem) sünnetine sarılarak Ramazan’da çokça Kur’an okurlardı. Bu konuda sahih rivayetler bulunmaktadır. Seleften bazıları her gece, bazıları üç günde bir, bazıları bir haftada Kur’an’ı hatmederlerdi.

İmam Şafi (rahimehullah) Ramazan’da altmış kez Kur’anı hatmederdi. İmam Zühri(rahimehullah) ve İmam Malik (rahimehullah) Ramazan girdiği zaman, ehli ilimle oturmayı ve hadis okumayı terk eder, Kur’an okumaya yönelirdi. Süfyan es-Sevri Ramazan girdiği zaman bütün –nafile- ibadetleri terk eder ve Kur’an okumaya yönelirdi. 

İbni Receb el-Hanbeli (rahimehullah) şöyle demektedir; ”Kur’an’ı üç günden daha az sürede okumak hususundaki nehiy, sürekli bu şekilde okunması ile alakalıdır. Ramazan gibi -özelliklede gecelerinde- faziletli zamanlarda veya Mekke gibi mekânlarda –Mekke’de yaşamayan kimseler için-, o zaman veya mekânın faziletlerini elde etmek için, daha çok okumak müstehaptır. Bu Ahmed b. Hanbel (rahimehullah) ve İshak (radıyallahu anhu)’ın gibi âlimlerin sözüdür. Bir çoğunun ise amelleri buna delalet etmektedir.

2.Teravih Namazı Kılardı 

Teravih namazı olarak bilinen ve Ramazanlarda, hemen yatsı namazının arkasından yirmi rekat olarak kılınan namaz “kıyamu’l- leyl” yani geceyi ikame etmek olarak veya Ramazan’ı ikame etmek olarak isimlendirilir. Bütün âlimler aşağıdaki hadiste ifade edilen Ramazan’ın ikamesinin, teravih namazı olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır; “Her kim imanla ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ı ikame ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari)

Ramazan’ı ikame etmek, gecesini namaz kılarak geçirmek demektir. Rekatlarında uzun Kur’an okuyuşları olan, azap ayetlerine gelindiğinde Allah’a sığınılan, rahmet ayetlerine gelindiğinde Allah’tan istenilen, ağlamaklı gece namazları. Ya Rabbi bizi Ramazan’a ehil kıl!

Fakat toplumumuzdaki uygulanışına bakılarak bunun gece ibadeti oluşunu anlamada güçlük çekilebilir. Çünkü teravih namazı bizde, fatihanın bir nefeste, en kısa surelerden birisinin bir nefeste okunup, toplam kırk nefeste halledildiği bir hal almıştır. Allah bizi ıslah etsin. Şimdi selefin teravih namazını okuduğumuzda, buna niye gece namazı dendiğini anlamış oluruz.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) teravih namazını sürekli kılardı. Hatta ashabıyla birlikte cemaat olarak kılmayı istemesine rağmen, ümmetine olan şefkati sebebiyle çoğu zaman tek başına kılardı. Çünkü ümmetinin üzerine farz kılınıp, bu farzı yerine getirememelerinden korkuyordu. Bu durum Aişe annemizden (radıyallahu anhu) rivayet edilen şu hadiste ifade edilmektedir; “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gece yarısı mescide çıktı ve namaz kıldı. Oradaki adamlarda onunla birlikte namaz kıldılar. İnsanlar bu olayı konuştukları halde sabahladılar. İkinci gün daha çok kişi toplandı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onların yanına çıktı ve onunla birlikte namaz kıldılar. İnsanlar yine bunu konuşarak sabahladılar. Üçüncü gün çok daha fazla kimse mescitte toplandı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) yanlarına çıktı ve onunla birlikte namaz kıldılar. Nihayet dördüncü gün mescit insanları almaktan aciz kaldı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) onların yanına çıkmadı. İnsanlardan bazıları namaz diye nida etmeye başladılar. Ama Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sabah namazı oluncaya kadar çıkmadı. Sabah namazını kıldıktan sonra insanlara döndü, teşehhüt  yaptı ve sonra “Geceki durumunuzdan habersiz değilim, fakat ben gece namazının size farz kılınıp da, sizin aciz kalmanızdan korktum.” dedi.” (Buhari)

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) vefat edip de vahiy kesilince, Ömer efendimiz (radıyallahu anhu) bu sünneti ihya ederek insanları mescitte cemaat yapmıştır. 

Ömer efendimiz (radıyallahu anhu) Ubey b. Kab ve Temim ed-Dari (radıyallahu anhu)’a Ramazan’da insanlara namaz kıldırmasını emretti. Onlar bir rekâtta iki yüz ayet okuyorlardı da namaz kılanlar rekatın uzunlundan asalara dayanıyorlardı. Onlar namazı ancak fecirde bitiriyorlardı. Başka bir rivayette direklere ip bağlayıp onlara tutunuyorlardı.

Daha sonra tabiun zamanında sekiz rekatta Bakara Suresi (elli sayfa) okunurdu. Eğer imam on iki rekatta okursa bunu hafifletme olarak görürlerdi.

Bu ve bunun gibi birçok rivayet bulunmaktadır. Bizlerde kendi halimizi gözeterek bir program dahilinde teravih namazımızı onların namazına benzetebiliriz. Onlar gibi yapamayız belki ama, namazımıza biraz ruh biraz kıraat ekleyebiliriz. Ezberimiz yoksa mushaftan okuyabiliriz.

Teravih namazının adedi hakkında bir genişlik bulunmaktadır. Kırk rekat, otuz altı rekat, en yaygın şekli ile yirmi rekat kılınmıştır. Ama en faziletli olanın Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den rivayet edildiği şekilde olduğunu âlimlerimizden bazıları ifade etmektedir. İbni Abbas (radıyallahu anhu)’dan şöyle rivayet edilmiştir. “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bir gecede on üç rekat namaz kılardı.” (Müslim) Aişe annemizden de şu rivayet edilmiştir; “Allah’ın Rasûlü ne Ramazan’da nede Ramazan’ın dışında on bir rekâttan daha fazla gece namazı kılmamıştır.” (Muttefakun Aleyh)  Daha fazla kılınmasında ise bir sakınca bulunmamaktadır.

3.İtikâfı Hiç İhmal Etmezdi

İtikaf, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hiç terk etmediği bir ibadettir. Medine’de her sene itikafa girmiştir. Aişe annemiz (radıyallahu anhu) “Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) her Ramazan itikafa girerdi” demiştir. (Buhari)

İtikaf sözlükte, bir şeye bağlanmak, nefsi o şeye hapsetmek manalarında kullanılmıştır. İslam da itikaf ise, Allah’a ibadet etmek için, niyet edilerek, belirli şartlarla mescitte kalmaya denir. İtikafın şartları üzerinde âlimlerimiz çok uzunca konuşmuşlardır. Burada muteber olmak kaydı ile en kolay şartlara işaret edilecektir.

1.İtikâfa niyet edilmelidir. Çünkü bu, kendisi ile Allah’a yaklaşma murat edilen bir ibadettir ve niyet olmadan sahih olmaz.

2.İtikâf mescitte olmalıdır. İmam Kurtubi (rahimehullah), “Ümmet itikafın mescitten başka yerde sahih olmayacağı hususunda icma etmişlerdir.” demiştir. Bu şart üzerinde oldukça çok ve birbirinden farklı görüşler bulunmaktadır. Biz ayetin umum ifadesini gözeterek, bütün mescitlerde itikâfın meşru olacağı görüşünü benimsiyoruz.

Rabbimiz itikâfı zikrettiği ayette ise mescit kelimesini genel olarak zikretmiştir. “…Bununla birlikte siz mescitlerde itikâfta iken eşlerinize yaklaşmayın…” (Bakara, 187)

İmam Nevevi (rahimehullah) Mecmu’da şöyle demektedir; “Bütün mescitlerde itikaf sahihtir. Efdal –en faziletli- olan ise cemaat ile namaz kılınan mescitlerde itikafa girmektir.” 

3.İtikafa girilecek zaman: İtikafın süresi hakkında farklı görüşler bulunmaktadır. Bazı âlimler çok kısa bir zaman için bile makbul olacağını söylerken, kimileri bir gündüz, kimileri bir gece, kimileri bir gece ve gündüz, kimileri on gün gibi farklı görüşler beyan etmişlerdir. 

En efdal olanın, kadir gecesini de içine alması ve Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sürekli bu günlerde itikafa girmesi sebebiyle Ramazan’ın son on günü olduğu kanaatindeyiz. Ama buna güç yetiremeyenlerin ise en az bir gece ve gündüz yapmalarını tavsiye ederiz. Bu ameli terk etmiş olmamak için ise kardeşlerimize, bir saat bile itikaf olur diyen âlimlerin kavlini göz önünde bulundurarak, imkan buldukça niyet ederek mescitlerde Allah’ı zikretmek için itikafa niyet etmelerini söyleriz.

İmam Zühri şöyle dediği rivayet edilmiştir; “ İnsanların gerçekten şaşılacak bir hali var! İtikafı terk ediyorlar. Oysa ki Rasûlullah Medine’ye geldikten sonra, ölünceye kadar itikafı hiç bırakmamıştır.”

Ramazan’ın son on günü itikafa girecek kimse ise, Ramazan’ın yirminci günü akşam namazından önce itikaf yerinde olmalıdır. Ramazan’ın son günü iftardan sonra da itikaftan çıkar.

İtikâflı zaruri ihtiyaçlarını gidermek için, ihtiyaçlarını giderecek kadar mescitten çıkabilir. Eşinin ve yakınlarının onu ziyaret etmesinde bir sakınca yoktur.

4.İtikafı bozan haller: Hiçbir ihtiyaç olmaksızın, bilerek mescitten çıkmak itikafı bozar. Cima etmek itikafı bozar. Bilerek meninin gelmesine sebep olmak.

5.İtikafın adabı: İtikafa girecek kimse öncelikle bu ameli ile Allah’a yakınlaşmayı murat etmelidir. Yoksa yaptığı amellerden eli boş olarak döner. Sonra itikafta bolca Kur’an okumalı ve okuduklarını tefekkür etmelidir. Kendisine günlük bir zikir belirleyip bunları çekmelidir. Sabah ve akşam zikirlerini ihmal etmemelidir. Fazla yiyip içmek ve insanlarla fazla konuşmaktan kaçınmalıdır. İşlediği günahları düşünüp, Allah’a yönelmeli ve bunların affedilmesi için ısrarla ve mahcubiyetle af dilemelidir. Gecelerini kesinlikle uyuyarak değil ibadet ederek geçirmelidir. Aklına, kadir gecesinin bu son on gecede olduğunu yazmalı ve geceleri ihya etmeye azmetlidir.

Düşünelim ki Rabbimiz bizi on gün huzuruna kabul etti ve bizim ne yapacağımıza bakıyor. Allah’ım kalplerimizi zikrine aç!

4.Kadir Gecesini Araştırırdı

Gece Arapçada güneşin batmasıyla doğması arasındaki vakittir. Yani akşam namazı ile başlar ve sabah namazı ile biter. Kadir gecesi sözlük manasını göz önünde bulundurarak, şeref, yücelik ve azamet sahibi olan gece manasındadır.

Yüce Allah bu gecede bir sonraki senede meydana gelecek olayları takdir eder. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır; “Gerçekten Biz onu mübarek bir gecede –Kadir gecesinde- indirdik, gerçekten biz uyaranlarız. Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir.” (Duhan, 3-4)

Rabbimiz Kur’an’ı kadir gecesinde indirmiştir. Bu gece kendisinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Yani bu gecede yapılan ibadetler, çok daha büyük ecirler ile karşılık bulur. Peki, bu geceyi Yüce Allah’ın yanında bu derece değerli kılan şey nedir? Şüphesiz ki Kur’an’dır. Çünkü bu geceyi dile getiren bütün ayetler Kur’an’ın kendisinde indiğinden bahsetmektedir.

Rabbimiz bize bu gecede çok büyük bir fırsat vermiştir. Günahlarımızdan arınma fırsatı. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır; “Her kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek kadir gecesini ihya ederse, geçmiş günahları bağışlanır.” (Muttefakun Aleyh)

Kadir gecesi kesinlikle Ramazan ayındadır. Çünkü Rabbimiz Kadir Suresinde “Biz onu –Kur’an’ı- kadir gecesinde indirdik.” buyurmaktadır. Bakara Suresinde ise “Kendisinde Kur’an’ın indirildiği Ramazan ayı…” (Bakara, 185) buyurmaktadır. İki ayeti beraber düşündüğümüzde Kadir Gecesinin Ramazan ayında olduğu ortaya çıkar. Bu durum Ebu Zer (radıyallahu anhu)’dan rivayet edilen şu hadiste de açıkça ifade edilmektedir. “O Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’e şöyle sormuştur. “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana Kadir gecesin Ramazan’da mı, yoksa başka aylarda mı olduğunu bildir.” Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Bilakis o Ramazan ayındadır.” buyurmuştur…” (Nesai)

Kadir gecesi Ramazan’ın son on gecesindedir. Çünkü Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Kadir gecesini Ramazan’ın son on gecesinde arayın buyurmaktadır.” (Muttefakun Aleyh) Kadir gecesi bu son on geceden her hangi birinde olabilir. Bu son on günün tek gecelerinde olduğuna dair rivayetlerde mevcuttur. Ama Rabbimiz bizi, kendisine ibadete yöneltmek için bu geceyi net olarak bildirmemiştir. Öyleyse bizde son on geceyi daha çok ibadetle geçirmeliyiz. Aişe annemiz (radıyallahu anhu) şöyle demektedir; “ Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Ramazan’ın son on gecesi çaba sarf ettiği kadar, başka gecelerde çaba sarf etmezdi.” (Müslim)

Yine Aişe annemizden şöyle rivayet edilmiştir; “Ramazan’ın son on günü girdiğinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), gecelerini –ibadetle- ihya eder, ehlini –ev ahalisini- uyandırır, çok gayret ederdi ve izarını bağlardı.”   (Müslim) Bu hadislerin de ifade ettiği gibi, Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) son on günde kendisini her şeyle ibadete veriyor ve onu meşgul edecek bütün şeyden uzaklaşıyordu. 

Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) geçmiş ve gelecek bütün günahları affolunmuşken, bu kadar çalışıyor çabalıyor, peki ya biz günahkar insanlara ne oluyor. Tamam Onun gibi olamayız, ama en azında kaygısını çekmemiz gerekmez mi? Biraz canlanmamız, Allah’a yönelmemiz, af ve mağfiret dilememiz gerekmez mi? 

Kadir gecesinde Aişe annemizden rivayet edilen şöyle bir dua vardır; “O “Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam ne ile dua edeyim?” diye sorduğunda Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir; “Ey Allah’ım! Muhakkak ki sen affedicisin ve affetmeyi seversin. Beni de affet!” (İbni Mace)

اَللّٰهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي

Kadir gecesinin hadislerde rivayet edilen birçok özelliği vardır. Bu alametlerin büyük bir kısmı gecenin sabahında ortaya çıkar. Mesela, sabahında güneş zayıf, şuasız –parıltısız- bir şekilde doğar.Gecesi saf, yıldızları belirgin, ne sıcak ne de soğuktur. O gece meleklerin sayısı, çakıl taşlarından daha fazladır. O gün şeytanların çıkmasına izin verilmez. Rahman olan Allah o gece tövbe edenlerin tövbelerini kabul eder. 

5.Müminlere İftar Ettirirdi

İftar ettirmede çok büyük ecir vardır. Oruçlu zengin bile olsa veya ikram edilen şey çok az ve değersiz bile olsa bu ecir kazanılır. Herkes kardeşine bir hurma, bir bardak su veya bir şeker vermeye güç yetirebilir. Ama en faziletli olan ise fakir, yetim ve bakıma muhtaç olanlara iftar ettirmek ettirmektir. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hususta şöyle buyurmaktadır; “Kim bir oruçluya iftar ettirirse, oruçlunun ecrinden hiçbir şey eksiltilmeksizin, iftar ettirene de oruçlunun ecrinin aynısı verilir.” (Tirmizi)

Genel olarak insanlara ikram ettirmede büyük ecirler vardır. Çünkü böyle ameller kardeşlik duygularını pekiştirip Müslümanların birliğini kuvvetlenir. Nefislerdeki cömertliği artırır. Kim rahatça cennete girmek istiyorsa kardeşlerine ikram etsin. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır; “Ey İnsanlar! Selamı yayınız, yemek yediriniz, akrabaları ziyaret ediniz, insanlar uyurken namaz kılınız ve cennete giriniz.” (Tirmizi)

Seleften bazıları şöyle demektedir; “Dostlarımdan on kişiyi çağırıp onlara canlarının istediğini yedirmek, bana, İsmail (sallallahu aleyhi ve sellem)’in soyundan on köleyi azat etmekten daha sevimlidir.” Abdullah b. Ömer (radıyallahu anhu)’nun yanında yetimler veya yoksullar olmaksızın iftar etmediği rivayet edilmektedir.

Buraya kadar ki bölümde Ramazan’ın ruhu ve Ramazan’ı ihya etmeye teşvik edecek şeylerden bahsedildi. Bundan sonraki bölümde ise Ramazan’ın ahkamı üzerinde durulacaktır.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

Emre Özdemir 281 görüntülenme | 23 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir