Makale

Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?

Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?
Bekarları Evlendirmek İçin Ne Yapmalı?

Evlilik fıtri bir ihtiyaçtır. Rabbimiz Rum suresi 21. âyeti kerîmesinde evliliğin amacını, insanları çiftler halinde yaratmasının sebebini “Sûkuna ermeniz, kaynaşmanız, rahatlamanız, durulmanız” için diye bildiriyor. Günümüzde fıtri ihtiyaçlar erteleniyor, öteleniyor, görmezden gelmeye çalışılıyor.

Sevgili peygamberimiz: “Eşi olmayan adam miskindir.” buyuruyor. Bunun üzerine: “Ey Allah’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah efendimiz: “Zengin olsa da” buyuruyor. Sonra yine Rasûlullah efendimiz devam ediyor: “Eşi olmayan kadın miskindir.” buyurmuştur.

Bunun üzerine: “Ey Allâh’ın Rasûlü! Mal bakımından zengin olsa da mı?” diye sorulduğunda Rasûlullah (s.a.v): “Zengin olsa da” buyuruyor.

Allah resulü bekâr kişiyi yoksul olarak tanımlıyor. Bu durumda eş kişinin en büyük zenginliği oluyor. Oysa çoğu zaman bu zenginliğin kıymeti bilinmiyor ve maddiyat uğruna eşler birbirini çok kırabiliyor. Ya da maddiyat yüzünden evlilikler zorlaştırılıyor ve bekârlar evlenemiyor. Hadîs-i şerîfe göre insan ne kadar zengin olsa da evli olmadığı sürece yoksul kabul ediliyor çünkü yoksul, muhtaç demektir. Kadın ve erkek de birbirine muhtaçtır. İkisi de tek başına yarımdır. Bütün olmak için tamamlanmak için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Ayrıca evlilik dinimizi iyi yaşamamız için de gereklidir. Sevgili peygamberimiz:

“Kişi evlendiği zaman dininin yarısını korumuş olur Geriye kalan yarısı içinde Allah’a Karşı gelmekten sakınsın.” buyuruyor. Dinimiz bu kadar evlenmeyi teşvik etmişken niye bu kadar çok bekârımız var? Geçen haftaki yazıda sormuştum bu soruyu gelen cevapları maddeledim.

Kızların Evlenememe Sebepleri ve Şikâyetleri:

Görücü usulünün bitmesi ve kimsenin aracı olmaması. Aracı olabilecek kişilerin kefil olacakmış da olumsuz bir durum olursa sorumluluk altında kalacaklarmış gibi aracı olmaktan kaçınmaları.

Aracıların yanlış bilgiler vermesi

Erkeklerin çalışan eş istemeleri (Çalışmayan kızların şikâyeti)

Erkeklerin kendi yaşlarındaki kızlara bakmamaları. Genellikle erkeklerin eşlerini kendilerinden beş altı yaş küçük olmalarını istemeleri.

İlk görüşmede bile erkeklerin kızlardan rahat olmalarını beklemeleri

Erkeklerin bütün kızları maddiyat avcısı olarak görmeleri.

Erkeklerin Şikâyetleri

Kızların maddiyata fazla değer vermeleri

Tipe fazla önem vermeleri

Çok beklentiye sahip olmaları

Kızların çokbilmiş halleri ve kendi istediklerini yaptırmak için erkeğe hükmetmeye çalışmaları.

Kızların görücü usulü görüşmelerde kendilerini ağırdan satayım derken son derece ölçüsüz bir kibre kapılmaları. Sanki erkek kızı her şeyiyle kabul etmiş yalvarıyor, hanımefendi lütfederse olacak gibi davranmaları.

Söz, nişan, kına, takı, düğün gibi masrafların gözlerini korkutması.

Boşanma korkusu

Rabbimiz Nur sûresi 32.âyet-i kerîme de: “İçinizdeki bekârları evlendirin.” buyuruyor. Fakir olanları da lütfu ve keremiyle zengin edeceğini vaat ediyor.

O durumda bekârların evlendirilmesi (bekâr derken sadece hiç evlenmemiş olanları değil, evlenip boşanmış olanları da düşünmek gerek) diğer müminler üzerine bir sorumluluk olarak Rabbimiz tarafından verilmiş. Bekârlara maddi manevi destek vermek gerekiyor. Bu konuda neler yapılabilir?

Sivil Toplum örgütlerinin yapabileceği çalışmalar var:

Üniversite öğrencilerine burs veren yüzlerce vakıf dernek var; ama bekârları evlendirmek için kurulmuş, sosyal kurumlar yok bildiğim kadarıyla. Sivil toplum örgütleri artık bu konuya ciddi ciddi el atmalı.

Cemaatlerin yapabileceği çalışmalar var:

Her cemaat kendi bünyesinde bir evlendirme ekibi kurmalı. Bekârlarına maddi manevi destek olup evlendirmeli.

Bireysel olarak yapabileceklerimiz var:

Evlenmek isteyenlere aracı olmak.

Şehirlerde görücü usulü evlilikler çok azaldı. Kimse kimseyi tanımıyor, akrabalar bile birbirini doğru düzgün göremiyor. Geriye tanıdıkların gençlere aracı olup evliliklerine vesile olması kalıyor. Günümüzde insanlar aracı olmaktan çekiniyor. Mutlu olamazlarsa bana kötü söylerler diye korkuyorlar. Hatta bu konuda bedduamız bile var. “Sebep olan olmaz olsun” diye. Bu beddua tutarsa sadece yalan söyleyen aracıları tutar. Karşı taraf kabul etsin diye olmayan iyi özellikleri varmış gibi anlatıyorsa bu vebaldir. Tam aksi evlenecek ve iş kuracakları bilenen bir tehlikeli durum varsa uyarmak gerekiyor, söylenenler gıybete de girmiyor.

Aracı olanlar yalan söylememeli ve kefil olmamalı. Sadece “ben sizdeki şu özellikler sebebi ile sizi birbirinize uygun gördüm” deyip aileler vasıtası ile görüşmeleri sağlanmalı. Niyet iyi olup dürüst de olunursa vebali değil sevabı vardır. İlerde onlar anlaşamazsa aracıyı suçlamak onların ahmaklığıdır. Sonuçta en son kararı kendiler vermişlerdir.

Aracı olmaktan çekinenler karşısında Rabbimizin “İçinizdeki bekârları evlendirin.” emri var.

Tabii bu, bunlar birbirine uyar mı uymaz mı diye bakmadan uyumsuz olanları birbiri ile evlendirmeye çalışmak şeklinde olmamalı. Akıllı görücü usulü olmalı.

Ben evlilik görüşmelerinde aracı olmaktan çekinmem. Epeyce de evliliklerine sebep olduğum kişiler var. Fakat ya iki tarafı tanımalıyım ya da bir tarafı ben tanıyorsam diğer tarafı sözüne güvenebileceğim biri tanımalı. Bazen bekâr ya da boşanmış kişilerden mesajlar geliyor. Evlenmek istediklerini fakat uygun kişi bulamadıklarını yardımcı olup olamayacağımı soruyorlar. Bu durumda yardımcı olamıyorum çünkü yazan kişiyi tanımıyorum. Sadece bir mesajına bakıp ona birini tavsiye etmek yanlış olur.

Bir tanıdığım aile var. Babaya bir delikanlı evlenmek istediğini ona uygun tanıdığı bir kız olup olmadığını soruyor. Beyefendi de genci tanıyor, iyi biri “Benim kızım var” diyor. Delikanlı ile kızını evlendiriyor, şimdi çiftin çok mutlu bir evliliği var. Fakat bunu pek çok kişi yapmaz. Kızını evlendirmek istediği halde “Daha düşünmüyoruz” diyen anne babalar var. Bu konuda kibirlenmeye hiç gerek yok.

Bir de evleneceklerin olanların ve ailelerinin yapması gerekenler var:

Çok yüksek beklenti içinde olmasınlar. Hayallerindeki kişiyi bulmaya çalışmasınlar, biraz gerçekçi baksınlar.

Erkekler manken gibi çok güzel kız bulmaya çalışmayın. Güzellik ilk kriteriniz olmasın.

Genç kızlar da öncelikle yakışıklılık ve maddiyat aramasınlar. Bir hayat yaşayacağınız kişinin ahlakı her şeyden daha önemlidir.

Genç kızlar, erkeğin maddi imkânı iyi değilse ve ailesinin evi müsaitse erkeğin anne ve babası ile oturmayı teklif etsinler. Bekâr kayınlar var, ev kalabalıksa uygun olmaz ama bir anne, baba ya da görümceyi problem etmesinler. Çünkü erkeğin durumu çok iyi değilse ancak ev geçindirebilir. Hem kira ödeyip hem ev geçindirmesi zor. Bekar kalıp baba evinde oturmaktansa yuvasını kurup eşinin ailesi ile yaşayabilir. Erkeğin ayrı evi olsun, arabası olsun, kazancı yüksek olsun diye bekleyen çok genç kız var fakat belli bir yaşı geçtikten sonra bunların çoğundan vazgeçtikleri halde evlenemiyorlar. Ayrıca ayrı ev insana mutluluk verse bu kadar boşanan olmazdı. Kocaman evlerde karı koca birbirlerini yiyip oturuyorlar. Aileler ile oturmanın da avantajları var.

Bir de lüzumsuz masraflardan kaçınmak gerek. Kız isteme safhasından itibaren gereksiz masraflara girmesin iki tarafta. Nişan, bohça, kına gecesi gibi boş harcamalardan kaçınılmalı. Maddi imkânı olsun olmasın. Kız istendikten sonra sonuç olumlu ise erkek ve ailesi bir tepsi tatlı alıp gelip söz yüzüğü takmaları yeterli. Nişan alışverişi ve nişan töreni çok gereksiz.

Hele nişan ve düğün bohçaları denilen alışverişler ancak tatsızlıklara ve gereksiz masraflara sebep oluyor. Genellikle iki taraf da birbirlerinin aldıklarını beğenmiyorlar. Boş yere dedikodu ve iki aile arasında soğukluğa sebep oluyor. “Biz kalitelisini aldık onlar kalitesiz almışlar. ” gibi sözler çoğu ailede olmuştur. Hele nişan ya da düğünde alınanların sergilenmesi gelene giden gösterilmesi büyük bir görgüsüzlük bence. Gelinin gecelik takımlarına, damadın iç çamaşırına kadar kaliteli mi diye bakılır, bakılınca mecburen dedikodu da yapılır.

Tabi bu arada alınanlar bakanlar tarafından beğenilmiyor gibi duruyorsa diğer tarafa diş bilenir. Bizi ele güne rezil etti, diye. Çok iyi şeyler alınmışsa büyük ihtimalle karşı taraf ayıp olmasın diye bütçesini zorlayarak almıştır, acısı bir şekilde karşı taraftan çıkarılır. İki tarafın da damat ve gelin için de olsa alışveriş yapmasına gerek yok bence. Kız tarafı kızına erkek tarafı oğluna ihtiyaçlarını alsın. Çarşı çarşı gezip karşı tarafa don, gömlek aldırmanın hiç bir mantığı yok. Zaten ev döşenirken, mobilyalar alınırken yeterince masraf yapılıyor. Hiç olmazsa ıvır zıvırlar için masraf edilmesin.

Son yıllarda söz, nişan ve kına gecesi hep salonlarda yapılıyor. Eskiden kına gecesi çok sade bir şekilde yapılırdı. Evlenecek kızın arkadaşları bir akşam gelirler, arkadaşlarının son bekârlık gecesinde kendi aralarında kına yakıp, eğlenirlerdi. O da artık gösterişe döndü, salonlarda yapılmaya başlandı. Çöpe atılacak nişan ve düğün davetiyeleri en iyisinden en havalısından olsun derken dünyanın parası ödeniyor. Bunlar israftan başka bir şey değil.

Özellikle burada iş genç kız ve ailesine düşüyor. El gün ne der diye girilen bu gereksiz masrafların yapıldığı adetleri karşı taraftan talep etmesinler. Söz ve düğün yeter. Kız tarafı, erkek tarafını yolunacak kaz gibi görmemeli, dünürlerini evladını evlendirmek isteyen yuva kurmaya çalışan bir mümin kardeş olarak görmeli. Hatalara eksiklere kusurlara bakılmamalı.

Önemli olan yuva kuranların mutluluğu. Kaç genç bu gereksiz masraflar yüzünden çıkan tatsızlıklar sebebi ile nişandan ayrıldı, kaç genç yine bu masraflar yüzünden düğüne yakın birbirinden ayrılmak zorunda kaldı. Kaç evli çift de bu masraflar yüzünden aradan kaç yıl geçmesine rağmen birbirlerinin ailelerinden nefret etmekte. Yazık günah.

Not: Bu yazı http://www.cocukaile.net sitesinden iktibas edilerek alınmıştır.


Sema Maraşlı 535 görüntülenme | 22 Mayıs 2022


Pdf Olarak İndir