Makale

Dinde Sebat Etmek

Dinde Sebat Etmek
Dinde Sebat Etmek

Sebat: Kararlı olma, sözde durma, ahde vefâ etme; bir konuda iyi düşündükten sonra verilen karardan dönmeme demektir. Sebat, ahlâkî faziletlerden biridir. Sebat ve metânet; herhangi bir konuda iyice düşündükten sonra verilen karardan asla bir daha dönmemek demektir. Bu fazilete sahip kişiler, sözünde sâbit ve görüşlerinde kuvvetli, işlerinde cesur ve yürekli kimselerdir.

Sebat ve metânet sahipleri yapacakları işleri önceden iyi düşünür, lehinde ve aleyhinde olan bütün sebepleri karşılaştırıp ölçer, tercih sebeplerini bularak karar verir; böyle verilmiş karardan da artık dönmezler. İrâde ile ilgili olan bu fazilete sahip olmak büyük bir meziyettir. Ne sevinç, ne üzüntü, ne menfaat, ne heyecan, ne de başka bir bir şey metîn olan adamı kararından döndürebilir.

Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Ey mü’minler, bir düşman topluluğu ile karşılaştığınız zaman, sebat edin ve Allah’ı çok anın ki, kurtulabilesiniz.”

Sebat ne ile mümkündür?

Allah azze ve celle ; Kitabı’nda, Rasulullah sallallahu eleyhi ve sellemin  yaşantısında sebatın nasıl gerçekleştiğini bize bildirmiştir:

Kur’an’a Sarılmak

 Kur’ân-ı Kerim, ilk sebat vasıtasıdır. Allah’ın sağlam ipidir. Aydınlatıcı nurdur. O’na sımsıkı sarılanı Allah korur. O’na tâbi olanı Allah kurtuluşa erdirir. O’na davet eden doğru yola yönlendirilir.Allah azze ve cellenin sağlam kulpuna tutunmak batıl düzenlerin sarsıcı darbelerine karşı bize sebat verecektir.

Allah, Kur’an’ın peyderpey indirilmesinin sebebini kalpleri iyice sağlamlaştırmak olarak açıklar:

 “İnkar edenler, ‘Kur’an ona bir defada topluca indirilmeli değil miydi?’ dediler. Biz onunla senin kalbini sağlamlaştırmak için böyle yaptık ve onu tane tane okuduk. Onların sana getirdikleri hiçbir temsil yoktur ki, sana doğrusunu ve daha açığını getirmeyelim.” 25/Furkan, 32-33

Kur’an imanı arttırır. Allah ile bağını kurarak nefsi arındırır. Kur’an âyetleri, mü’minin kalbine serinlik ve esenlik indirir. Böylece, fitne rüzgârları onu sürükleyemez. Kalbi, Allah’ın zikri ile huzur bulur. Müslümanı, doğru değerler ve düşüncelerle donatır. İnsana hikmetli bir bakış açısı kazandırır. Olayların ve insanların değişmesine göre sözleri değişip birbiriyle çelişmez ve kararında tereddüt olmaz.Kur’an zor zamanlarda iman edenlerin sebatı için tesellidir:

Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.(Al-i İmran -139)

Hayatlarını  Kur’an’a bağlayanlar; Kur’an’ı okumaya, ezberlemeye, anlamaya ve düşünmeye yönelenler, O’nunla hareket edip O’na boyun eğenler ile insanların sözünü tüm uğraşları ve meşguliyetleri haline getirenler arasındaki farkı anlayabiliriz.

Salih Ameller İşlemek

Mü’min imanının etrafına salih amellerle sağlam kaleler inşa eder.İmanını zedeleyecek ve ona zarar verecek tüm etkenlerden korunmuş olur.Sebat etmesi de kolaylaşır.

Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah, iman edenleri sağlam sözle hem dünya hayatında hem de âhirette sapasağlam tutar. Zâlimleri ise Allah saptırır. Allah dilediğini yapar.”3256 Katâde şöyle der: Dünya hayatında hayırla ve sâlih amel ile sâbit tutar. Âhirette ise kabirde sâbit tutar. 14/İbrâhim, 27

Bir de kul nafile ibadetlerle Allah a yakınlaşır, sevgisini elde eder ve her olaya Allah azze ve cellenin gösterdiği çerçevede yaklaşır.Allah azze ve celle kudsi bir hadiste: “Kulum bana nafilelerle yaklaşmaya öyle devam eder ki, kendisini severim.” buyurmuştur.  Buhârî

Peygamberlerin Hayatlarını İncelemek ve Onlardan Öğüt Almak

 Allah Teâlâ’nın şu âyeti buna delâlet etmektedir: “Peygamberlerin haberlerinden senin kalbini teskin edeceğimiz her haberi sana anlatıyoruz. Bunda sana gerçeğin bilgisi, mü’minlere de bir öğüt ve bir uyarı gelmiştir.” 11/Hûd, 120 Bu âyetler, Rasûlullah (s.a.s.) zamanında oyun ve eğlence olsun diye inmedi. Bilakis yüce bir gâye için indi. Bu gâye, Rasûlullah’ın ve O’nunla birlikte mü’minlerin kalplerini sağlamlaştırma gâyesidir.

Allah azze ve cellenin vahyini insanlara duyurma çabasında olan peygamberlerin, onların havarilerinin, ashabının kavimleriyle olan mücadeleleri ,direnişleri hakkı ayakta tutma kavgaları, tevhidin hakim olması için gösterdiği fedakarlıkları … Bütün bunlar adanmışların fedakarlık örnekleridir ve tarihin bağrında binlerce bu ve benzeri örnekler mevcuttur.İşte bu azim ve sadakat örnekleri de bizdeki sebatı arttıracaktır.

Allah azze ve celle’nin “Eğer iş yapacaksanız, yakın onu da tanrılarınıza yardım edin!’ dediler. ‘Ey ateş! İbrahim için serinlik ve esenlik ol!’ dedik. Böylece ona bir tuzak kurmak istediler; fakat Biz onları, daha çok hüsrâna uğrayanlar durumuna soktuk.”3262 ayetini düşünmek... İbn Abbas şöyle der: “İbrâhim aleyhisselam ateşe atıldığında en son sözü ‘Hasbiyallahu ve ni’mel-Vekîl / Allah bana yeter ve O ne güzel bir vekildir’ idi.” 21/Enbiyâ, 68-70

Yine; Yâsîn Sûresi’nde geçen mü’minin ve Firavun ailesindeki mü’minin, yine Firavun’un karısı olduğu halde ona kafa tutup imandaki sebatı için işkenceyle ölümü göze alan Âsiye anamızın kıssalarından, Ashâbu’l-Uhdûd’un hikâyesi ve benzerlerinden alınacak en büyük ders, neredeyse tamamıyla sebat üzerinedir.

Allah’ a Dua Etmek:

 Allah’ın mü’min kullarının özelliklerinden biri de, kendilerini dinde sâbit kılması için duâ ile Allah’a yönelmeleridir: Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi eğriltme.” 3/Âl-i İmrân, 8;

 “Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve ayaklarımızı sabit kıl.” 2/Bakara, 250 “Âdemoğullarının kalplerinin hepsi Rahman’ın parmaklarından iki parmağın arasında bir kalp gibidir. Onu dilediği gibi çevirir.” (Ahmed bin Hanbel ve Müslim) Bu nedenle, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem çokça şöyle derdi: “Ey kalpleri çeviren! Kalbimi dinin üzerine sabit kıl.” (Tirmizi)

Allah’ı Zikretmek:

 Bu, sebâtı sağlayan en büyük etkenlerdendir. Allah azze ve celle’nin “Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah’ı çok zikredin.” 8/Enfâl, 45. ayetinde cihad ve sebat ile zikir arasında kurulan bağı düşünmeliyiz: Kur’an Allah’ı zikretmeyi, cihadda kararlılık göstermeye yardımcı olacak en büyük sebeplerden biri olarak gösteriyor. İman edenlerin, sayılarının azlığına rağmen Allah’ı çokça zikretmeleri nedeniyle nasıl kazandıklarını düşünebiliriz.

Güzellik ve makam sahibi kadın kendine çağırdığı zaman, onun fitnesine karşı koymak için Yusuf (a.s.) ne ile yardım diledi? “Maâzallah (Allah korusun)!”3272 kalesine sığınmadı mı? Bunun sonucu, şehvet dalgaları bu kalenin surlarına çarpıp yok olmadı mı? Mü’minlerin imanlarının sağlamlaştırılmasında Allahı’ zikredip hatırlamanın rolü işte böyle olur.

Sırat-ı Müstakim Üzere Gayret Etmek:

 Doğruda sâbit kalma konusunda sırât-ı müstakîmin önemini bilmek için, kendimize şu soruyu sormalıyız: Geçmişte ve günümüzdeki insanların birçoğu niçin saptı? Niye şaşkınlığa düştüler ve ayakları sırât-ı müstakim’den kaydı, doğru yol üzere ölemediler? Ya da ömürlerinin büyük bir kısmını tüketip hayatlarının değerli bölümlerini boşa geçirdikten sonra ancak doğruya ulaşabildiler?

Heraklius’un, Ebû Süfyan’a Muhammed’e (s.a.s.) tâbi olanlar hakkında sorduklarıdır: “Onlardan hiç kimse bu dine girdikten sonra, dinine kızarak ondan geri dönüyor mu?” der. Ebû Süfyan “Hayır” deyince Heraklius şöyle der: “İmanın sevinci kalplere karışınca böyle olur.”3273 Eğer hak üzere sâbit kalmak istiyorsak, peygamberlerin, sıddîkların, şehidlerin ve sâlihlerin yoluna, zamanımızdaki gerçek mü’minlerin yoluna koyulmamız gerekiyor.

Güzel Ahlaka Sahip Olmak

 Belirli bir aşamayla, anlayarak elde edilen imanî ve ilmî terbiye, sebâtı gerçekleştiren faktörler içerisinde temel bir faktör olarak yer alır.Güzel ahlak; kalbe ve vicdana korku, ümit ve sevgi ile canlılık kazandırır. Kur’an ve Sünnet ifadelerinden uzak kalma ve insanların sözlerine tutunma neticesi ortaya çıkan donukluğu yokeder.

Güzel ahlak; sahih delil üzerinde durur. Bu da taklidi ve hoş olmayan fırsatçılığı ortadan kaldırır.

Güzel ahlak  ile kişi kötülerin yollarını ve İslâm düşmanlarının planlarını öğrenir. Gündemi bilir ve olayları tam olarak kavrayarak ona göre hareket eder. Bu şekilde, sınırlı sayıda insanın bulunduğu küçük toplumlarda kabuğuna çekilme ve içine kapanma önlenir.

Sebatı getiren bu unsurun önemini daha iyi anlamak için Rasûlullah’ın (s.a.s.) hayatına bakalım ve kendimize soralım: Nebî’nin (s.a.s.) sahâbîlerinin Mekke’de, kendilerine baskı uygulanan günlerde gösterdikleri sabrın kaynağı nedir? Bilal, Habbâb, Mus’ab, Yâsir ailesi ve diğer mazlumlar; hatta ashâbın önde gelenleri boykot sırasında ve diğer zamanlarda nasıl sebat ettiler? Onların bu kararlılıkları, kişiliklerini aydınlatan nübüvvet ışığının köklü terbiyesi olmadan gerçekleşebilir miydi? Bilal...Güneşten yanmış toprağın üzerinde, kayanın altında... Ve Sümeyye... Bağlar ve zincirler içerisinde... Medine döneminde yaşanan bir olay ve bir soru: Huneyn’de, müslümanların çoğu hezimete uğrayınca Nebî (s.a.s.) ile birlikte kim sebat gösterdi? İslâm’a yeni girenler mi? Henüz nübüvvet okulunda yeteri kadar terbiye görmemiş ve çoğu ganimet toplamak için çıkanlar mı? Sebat gösterenlerin çoğu, Rasûlullah’ın (s.a.s.) elinde uzun süre terbiye gören seçkin mü’minlerdi. Onlar, eğer bu terbiye olmasaydı sebat gösterebilirler miydi?

Davet Yolunda Gayret Etmek

Allah azze ve cellenin yoluna güzel öğütle hikmetle davet etmek her Müslümanın vazifesidir.İnsanlığın en şereflilerinin mesleğidir.Allah azze ve cellenin elçilerinin davalarıdır.

Zaman harcayarak, kafa yorarak, çalışarak ve konuşarak doğru yola dâvet etmek, müslümanın en önemli uğraşı ve kaygısı olursa; bu, şeytanın saptırma ve fitneye düşürme uğraşının önünü keser.

Bu şekilde dâvet, kendisiyle kazanılan büyük sevaba ilâve olarak sebatı sağlayan etkenlerden biri olur; gerilemeyi ve bozulmayı engeller. Çünkü hücüm eden, savunma ihtiyacı hissetmez. Allah, dâvetçilerle birliktedir, onları sağlamlaştırır ve hatalarını örter. Dâvetçi, doktor gibidir. Bilgisiyle ve tecrübesiyle mânevî hastalıklara karşı savaşır. Başkaları üzerindeki bu savaşıyla o, hastalığa yakalanmaktan diğer insanlara oranla daha uzaktır.

İman Edenler ile Beraber Olmak

 Bu insanların sıfatlarından birini Rasûlullah (s.a.s.) şu şekilde haber verir: “İnsanlar arasında öyleleri vardır ki, iyiliğin anahtarları ve kötülüğün kilididirler.” İbn Mâce 237

Âlim, sâlih ve insanları hakka dâvet eden kimseleri etrafında bulunmanın sebat etmeye büyük yardımı vardır. İslâm tarihinde gerçekleşen bazı fitnelerde, Allah müslümanları birtakım kişilerle sâbit kılmıştır.

İbnu’l-Kayyım rahimehullah’ın “Allah, dini mihnet günü Ahmed ile; riddet günü de Sıddîk ile aziz kıldı”,

 Şeyhulİslâm İbn Teymiyye’nin söylediği şu sözleri düşünmek gerekir: “Korkumuz şiddetlenip kötü şeyler aklımıza gelmeye ve yeryüzü bize dar gelmeye başlayınca ona giderdik. Onu görüp sözünü işitir işitmez o hallerin hepsi üzerimizden kalkardı. Gönül rahatlığına, kuvvete, inanca ve sükûnete dönüşürdü. Kullarına, ona kavuşmadan cennetini gösteren; bu dünyada onlara cennetin kapılarını açan; ona olan arzularını ve onun için yarışmalarını kuvvetlendirecek şekilde cennetin kokusundan ve serinliğinden onlara hissettiren Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim.” el-Vâbilu’s-Sayyib, s. 97

İşte burada İslâm kardeşliği, kararlılığı sağlamada ana unsur olarak ortaya çıkar. Sâlih kardeşler, örnek alınacak insanlar ve terbiye edici sıfatı bulunan kimseler, yürünülen doğru ama dikenli yolda yardımcıdır, kendileriyle teselli bulunulan kaynaklardır. Bildikleri İslâmî hakikat ve doğru yorumlarla ve hikmetli sözlerle müslümanı sağlamlaştırırlar. Onların arasında yaşamaya çalışmalı, onlardan uzak kalmaktan korkmalıdır. Şeytanlar yalnız kalan, kimsesizleri daha kolay kapar. Kurt, sürüden uzak kalanı yer.

Allah’ın Yardımına ve İslamın Hakim Olacağına İnanmak

 Sebata en çok, yardım geciktiği zaman, sâbit olan ayaklar kaymasın diye ihtiyaç duyarız. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Nice peygamberler vardı ki, beraberinde birçok Allah erleri bulunduğu halde savaştılar da onlar, Allah yolunda başlarına gelenlerden dolayı gevşeklik ve zaaf göstermediler, boyun eğmediler. Allah sabredenleri sever. Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibâretti: ‘Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı sâbit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer eyle!’ Allah da onlara dünya nimetini ve âhiret sevabının güzelliğini verdi. Allah güzel davrananları sever.” 3/Âl-i İmrân, 146-148

Rasûlullah (s.a.s.), işkence gören sahâbîlerinin inançlarını sağlamlaştırmak için onlara baskı ve işkence günlerinde, geleceğin İslâm’ın olacağını haber vermişti. Buhârî’de, Habbâb’dan (r.a.), Rasûlullah’ın (s.a.s.) şöyle buyurduğu rivâyet edilir: “Allah bu işi (dini) mutlaka tamamlayacaktır. Öyle ki, bir yolcu San’a’dan Hadramevt’e kadar Allah’tan ve sürüsü için kurttan başka hiçbir şeyden korkmadan gidecek”3280 Geleceğin İslâm’ın olacağı ile ilgili hadisleri İslâm dâvâsına yeni katılmış olanlara bildirmek onların kararlılık üzere terbiye edilmesi açısından önemlidir.

Muhammed El Ferec 1631 görüntülenme | 09 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir