Makale

Ebu Bekir ‘’es-Sıddık’’

Ebu Bekir ‘’es-Sıddık’’
Ebu Bekir ‘’es-Sıddık’’

Hz. Ebubekir (ra) 571 Yılında Mekke’de doğdu. Babası Kureyş’in Teym boyundan Ebu Kuhafe Osman, Annesi ise Sahrin kızı Ümmü’l Hayr Selma’dır.

Müslümanlıktan önceki ismi Abdül Kâbe‘dir. Ebubekir Es Sıddîk (sadık, bağlı, doğrulayıcı) olarak anılır. Hz. Hatice’den sonra Peygamberimiz’e (Sav) ilk iman eden odur. Hz. Ebubekir (ra) Müslüman olan ilk erkektir.

Teym oğulları kabilesinden olan Ebû Bekir (ra)'in nesebi Mürre b. Kâ'b'da Rasûlullah'la birleşir.

Hz. Ebubekir’in (ra) Ümmi Rüman adlı eşinden dört çocuğu olmuştur. İsimleri Abdullah, Aişe, Esma ve Abdurrahman’dır.

Hz. Muhammed’in (Sav), Hz. Ebubekir’in kızı Hz. Aişe ile evlenmesinden dolayı kayınpederidir.

Peygamberimiz aleyhissalatu vesselam Ebu Bekir'den kızı Aişe Radıyallahu Anhayı kendisine istediğinde Ebu Bekir radıyallahu anh ay kızım Allah'ın resulü seni kendine istiyor Bu işe ne dersin diyor Aişe Radıyallahu Anha da kabul buyurunca Ebu Bekir radıyallahu anh’’Ey Aişe dikkatli olasın ha çünkü sen Allah Resulü'nün kızdırırsan Dolayısıyla Allah'a kızdırmış olacaksın ki buda ne kadar büyük ve kötü bir iştir.  Bundan dolayı çok dikkatli olmalısın’’ demişti.      

Hicrette Peygamberimiz (Sav)’e arkadaşlık etmiştir. Üç gün kaldıkları Sevr mağarasına ilk giren Hz. Ebubekir’dir (ra). Mağarada keşif yaptıktan sonra Hz. Muhammed (Sav) içeri girmiştir.

Hicret sırasında mağarada iken ayağını bir yılan soktuğunda ve ayağı acıdığında o sırada dizine yatıp uyumuş olan Peygamber’i uyandırmamak için sesini çıkarmamaştı.

Kur'ân-ı Kerim'de hicret sırasında Rasûlullah (s.a.s.) ile beraber olmasından dolayı, "...mağarada bulunan iki kişiden biri..." (Tevbe, 9/40) şeklinde ondan bahsedilmektedir.

İslâm'dan önce de saygın, dürüst, kişilikli, putlara tapmayan ve evinde put bulundurmayan "hanif" bir tacir olan Ebû Bekir (ra), ölümüne kadar Hz. Peygamber (s.a.s.)'den hiç ayrılmamıştır. Bütün servetini, kazancını İslâm için harcamış, kendisi sade bir şekilde yaşamıştır.

Hz. Ebû Bekir (ra), Fil yılından iki sene birkaç ay sonra Mekke'de dünyaya gelmiş, güzel hasletlerle tanınmış ve iffetiyle şöhret bulmuştur. İçki içmek câhiliye döneminde çok yaygın bir âdet olduğu halde o hiç içmemiştir. O dönemde Mekke'nin ileri gelenlerinden olup Arapların nesep ve ahbâr ilimlerinde meşhur olmuştur. Kumaş ve elbise ticaretiyle meşgul olurdu; sermayesi kırk bin dirhemdi ki, bunun büyük bir kısmını İslâm için harcamıştır.

Tacir olarak geniş bir kültüre sahip olan Hazreti Ebu Bekir, dürüstlüğü ve takvası ile ashâb içinde ilk sırada yer alır. Karakteri; yumuşak huyluluk, çok düşünüp çok az konuşmak, tevazu ile belirgindi ve çok cömertti. Hazreti Aişe’nin rivayetine göre, “gözü yaşlı, gönlü hüzünlü, sesi zayıf” biri idi. Cahiliye döneminde müşrikler ona güvenir, diyet ve borç-alacak işlerinde onu hakem tanırlardı. Rasulullah’ın en sadık dostu olan Ebu Bekir’in Miraç olayında sergilediği sonsuz bağlılık örneği ona “es-Sıddık” lAkabını kazandırmıştır. O bu olayda “O ne söylüyorsa doğrudur” demiştir. Cömertlikte ondan üstünü de yoktur. Bütün malını mülkünü İslam için harcamış, vefat ederken vasiyetinde, halifeliği müddetince aldığı maaşların, topraklarının satılarak iade edilmesini istemiş ve geride bir deve, bir köleden başka bir şey bırakmamıştır. 

Ağlarken Hazreti Peygamber uyanıp ne olduğunu sorduğunda, “Anam-babam sana feda olsun ya Rasûlullah”demesi olayı Ebu Bekir’in Rasulullah’a olan bağlılığının örneklerinden sadece biridir.

Hz. Ebu Bekir’in beyaz yüzlü, zayıf, doğan burunlu, sakallarını kına ve çivit otuyla boyayan sakin bir adam olduğu rivayet edilir (İbnü’l Esir, el-Kâmil fi’t-Târih, II, 419–420).

Rasûlullah’tan sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebû Bekir’dir. Bundan dolayı Peygamber aleyhisselatu vesselam hastalandığında namazı kıldırması için Hazreti Ebubekir’i (ra) tayin ederdi. O, Hazreti Peygamber’in veziri, fetvâlarda en yakını idi. Rasûlullah’ın, “İnsanlardan dost edinseydim, Ebû Bekir’i edinirdim” (Buhâri, Salât, 80: Müslim, Mesacid, 38: İbn Mâce, Mukaddime, II) ve “Herkeste iyiliklerimin karşılığı vardır, Ebu Bekir hariç” demesi ve son hutbesinde, “Allah, kullarından birini dünya ile kendi katında olan şeyleri tercih hususunda serbest bıraktı; kul, Allah katında olanı tercih etti” diye Ebu Bekir’i övmesi ve mescide açılan tüm kapıları kapattırıp yalnız Hazreti Ebu Bekir’in kapısını açık bırakması ona verdiği değeri göstermektedir.

Hicrî onbirinci yılda hastalanan Rasûlullah (s.a.s.) 13 Rebiyülevvel Pazartesi günü (8 Haziran 632) vefat etti. Onun vefatını duyan Müslümanlar büyük bir üzüntüye kapıldılar ve ilk anda ne yapmaları gerektiğini bilemediler. Ama o da bir ölümlüydü. Hz. Ömer, onun Hz. Musa gibi Rabbi ile buluşmaya gittiğini, O’nun için “öldü” diyen olursa ellerini keseceğini söylüyordu. Ebû Bekir, Rasûlullah’ın iyi olduğu bir sırada ondan izin alarak kızının yanına gitmişti. Vefat haberini duyar duymaz hemen geldi, Rasûlullah’ı alnından öptü ve Babam ve anam sana feda olsun ya Rasûlullah. Ölümünde de yaşamındaki kadar güzelsin. Senin ölümünle peygamberlik son bulmuştur. Şanın ve şerefin o kadar büyük ki, üzerinde ağlamaktan münezzehsin. Ya Muhammed, Rabbinin katında bizi unutma; hatırında olalım …” dedi. Sonra dışarı çıkıp Ömer’i susturdu ve “Ey insanlar, Allah birdir, O’ndan başka ilâh yoktur, Muhammed O’nun kulu ve elçisidir. Allah apaçık hakikattir. Muhammed’e kulluk eden varsa, bilsin ki o ölmüştür. Allah’a kulluk edenlere gelince, şüphesiz Allah diri, baki ve ebedîdir. Size Allah’ın şu buyruğunu hatırlatırım: “Muhammed sadece bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Simdi o ölür veya öldürülürse siz ökçelerinizin üzerinde geriye mi döneceksiniz? Kim ökçesi üzerinde geriye dönerse Allah’a hiçbir ziyan veremez. Allah şükredenleri mükâfatlandıracaktır” (Al-u İmran, 3/144). Allah’ın kitabı ve Rasûlullah’ın sünnetine sarılan doğruyu bulur, o ikisinin arasını ayıran sapıtır. Şeytan, peygamberimizin ölümü ile sizi aldatmasın, dininizden saptırmasın. Şeytanın size ulaşmasına fırsat vermeyiniz” (İbn Hişâm, es-Sire, IV, 335; Taberî, Tarih, III, 197,198)

Hazreti Ebu Bekir bu konuşmasıyla orada bulunanları sakinleştirdikten sonra Rasûlullah’ın teçhiziyle uğraşırken, Ensâr, Benû Sâide sakifesinde toplanarak Hazrec’in reisi olan Sa’d b Uhâde’yi Rasûlullah’tan sonra halife tayini için bir araya gelmişlerdir. Hz.Ebu Bekir, Hz. Ömer, Ebû Ubeyde ve Muhacirlerden bir grup hemen Benû Saîde’ye gittiler. Orada Ensâr ile konuşulduktan ve hilâfet hakkında çeşitli müzakereler yapıldıktan sonra Hz. Ebû Bekir, Ömer ile Ebû Ubeyde’nin ortasında durdu ve her ikisinin ellerinden tutarak ikisinden birine bey’at edilmesini istedi. O, kendisini halife olarak öne sürmedi. Hazreti Ebû Bekir’in konuşmasından sonra Hazreti Ömer atılarak hemen Ebû Bekir’e bey’at etti ve “Ey Ebû Bekir, Müslümanlara sen Rasûlullah’ın emriyle namaz kıldırdın. Sen onun halifesisin ve biz sana bey’at ediyoruz. Rasûlullah’a hepimizden daha sevgili olan sana bey’at ediyoruz” dedi. Hazreti Ömer’in bu anî davranışı ile orada bulunanların hepsi Ebû Bekir’e bey’at ettiler. Bu özel bey’attan sonra ertesi gün Mescid-i Nebi’de Hazreti Ebû Bekir bütün halka hutbe okudu ve resmen ona bey’at edildi. Rasûlullah’ın defni salı günü gerçekleşirken, onun nereye defnedileceği hakkında da bir ihtilâf meydana gelmişti Hz. Ebu Bekir yine ferasetini ortaya koydu ve “Her peygamber öldüğü yere defnedilir” hadisini ashaba hatırlatarak bu ihtilâfı giderdi. Rasûlullah’ın cenaze namazı imamsız olarak gruplar halinde kılındı.

Hz. Ebubekir (ra), iki yıl, üç ay kadar halifelik yapmıştır. Ayrıca, Kur’ân ayetlerinin toplanmasını sağlamıştır. Halifelik döneminde iki büyük zafer kazanmış İran ve Filistin O’nun zamanında fetih olunmuştur.

Hz. Ebu Bekir Rasûlullah’ın halifesi olduktan sonra, onun vefatıyla Arabistan’da Mekke ve Medine dışındaki bölgelerde görülen dinden dönme hareketlerine, yalancı peygamberlere, “namaz kılarız, ama zekât vermeyiz” diyenlere karşı savaş açtı. Esvedu’l-Ansı, Müseylemetü’l-Kezzâb, Secah, Tuleyha gibi yalancı peygamberlerle yapılan savaşlarla bu zararlı unsurlar yok edilmiş, isyan bastırılmış, zekat yeniden toplanmaya ve Beytü’l-Mal’e konulup dağıtılmaya başlanmıştır. Rasûlullah’ın hazırladığı, ancak vefatı sebebiyle bekleyen Üsâme ordusunu Ürdün’e yollayan Ebû Bekir, Bahreyn, Umman, Yemen, Mühre isyanlarını bastırmıştır. İçte isyancılarla mücadele edilirken, dışta da iki büyük imparatorluğun, İran ve Bizans’ın ordularıyla karşılaşılmıştır. Hîre, Ecnadin ve Enbâr, savaşlarla İslâm diyarına katılmış, Irak fethedilmiş, Suriye’nin de önemli kentleri ele geçirilmiştir.

Hz. Ebu Bekir “Rasûlullah’ın Halifesi” seçildikten sonra Mescid’de yaptığı konuşmada, “Sizin en hayırlınız değilim, ama başınıza geçtim; görevimi hakkıyla yaparsam bana yardım ediniz, yanılırsam doğru yolu gösteriniz; ben Allah ve Rasûlü’ne itaat ettiğim müddetçe siz de bana itaat ediniz, ben isyan edersem itaatiniz gerekmez…” demiştir (İbn Hişâm, es-Sire, IV, 340–341; Taberî, Târih, III, 203).

Kaynaklarda onun, “Ben ancak Rasulullah’a tabiyim, birtakım esaslar koyucu değilim” diye kararlarında çok titiz davrandığı zikredilmiştir (Taberî, IV, 1845; İbn Sa’d, III, 183). Bir meseleyi hallederken önce Kuran’a bakar, bulamazsa Sünnet’te araştırır, orda da bulamazsa ashâbla istişare eder ve ictihad ederdi.

 Bir rivayete göre Hazreti Ebu Bekir, Çok az hadis rivayet eden ashabdan sayılır. O, yanılıp da yanlış bir şey söylerim korkusuyla yalnızca yüz kırk iki hadis rivâyet etmiş veya ondan bize bu kadar hadis rivayeti nakledilmiştir.

Hz. Ebu Bekir Hicrî 13. yılda Cemâziyelâhir ayının başında hicretten sonra Medine’de yakalandığı hastalığının ortaya çıkması üzerine yatağa düşünce yerine Ömer’in namaz kıldırmasını istedi. Ashâbla istişare ederek Hazreti Ömer’i halifeliğe uygun gördüğünü söyledi.

Hazreti Ebu Bekir (r.a.) de, çok sevdiği Rasulullah gibi altmış üç yaşında yakalandiğı hastaliğın ortaya çıkmasıyla vefat etti. Vasiyeti üzere Rasulullah’ın yanına -omuz hizasında olarak- defnedildi. Cenaze namazını Hz. Ömer (ra) kıldırmıştır. Böylece bu iki büyük insanın, iki büyük dostun, kabirlerinde de birliktelikleri devam etti.

ÇAPA BİZDEN TEVFİK ALLAH’tan !!!

Huzeyfe Polat 395 görüntülenme | 09 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir