Makale

Esmaü'l Hüsna - Rahman ve Rahim

Esmaü'l Hüsna - Rahman ve Rahim
Esmaü'l Hüsna - Rahman ve Rahim

BİSMİLLEHİRRAHMENİRRAHİM

   Hamd alemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan, din gününün sahibi Allah-u Teala’ya aiddir. Allah’a hamd eder, O’ndan yardım ister, bağışlanma diler ve O’na tevbe ederiz. Salat ve selam peygambere, ailesine, ashabına ve tüm müslümanların üzerine olsun.

RAHMAN VE RAHİM

  Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: ”Hamd yalnız alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir. O Rahman ve Rahim’dir.” (Fatiha 1-2)

  “(Bu Kur’an),Rahman ve Rahim’den indirilmiştir.”(Fussilet -2) 

   Allah’ın Rahman ismi “çok rahmet sahibi, bütün yaratılmışlar hakkında hayır ve merhamet duyan” manasına gelmektedir. Rahman kelimesi sadece Allah’a mahsus bir sıfat ismi olup Allah’tan başkasına verilmesi uygun değildir.

   Hattabi der ki:”Rahman genel olarak merhamet sahibi demektir. Bu bütün varlıkların rızıklarını, menfaatlerini ve ihtiyaçlarını kapsayan bir merhamettir. İnanan inanmayan, iyi veya kötü herkes için geneldir.”

   Allah’ın Rahim ismi “ahirette müminlere merhamet edici olan” manasına gelmektedir. Rahim ismi yalnız inananlara has merhameti ifade eder. Yüce Allah Kur’an da şöyle buyurmaktadır “O müminleri çok esirgeyicidir.” ( Ahzab- 43)

   Allah’ın bu iki ismi “rahmet” mastarından türemiş olmakla beraber, aralarında ifade ettikleri anlam bakımından farklar vardır. Şöyle ki: Rahman sıfatı daha ziyade ezelle, Rahim sıfatı daha çok ebedle ilgilidir.

   Rahman sıfatı Rahim sıfatında daha kapsamlıdır. Yüca Allah Rahman sıfatının gereği olarak yarattığı bütün varlıklara merhamet eder. Bu konuda mümin-kafir ve itaatkar-asi ayrımı yapmaz. Allah Rahim sıfatı gereği dünyada sadece müminlerin güzel amellerine sevap verir, ahiret nimetlerinden sadece onları yararlandırır, onlardan razı olur ve onları cennetine koyar. Mümin olmayanlar, Allah’ın dünyadaki nimetlerinden yararlansalar da ahiretteki nimetlerinden mahrum kalırlar. Dolayısıyla Rahman sıfatı bütün insanları, Rahim sıfatı ise yalnız müminleri kapsar.

   Rahman sıfatı, hiçbir kayıt ve şarta bağlı olmaksızın varlıkları yaratmak, meydana getirmek, onların çalışıp çalışmadıklarına bakmadan sayısız nimetlerle nimetlendirmek anlamına gelir. Rahim sıfatı ise Allah’ın emirleri doğrultusunda çalışanlara çalıştıklarının karşılığını vermek anlamına gelir.

   Rahman sıfatı ümitsizliğe, karamsarlığa imkan bırakmayan kesin bir ümit ve ezeli bir yardım ifade eder. Rahim sıfatı ise yaptığımız işlerimizin Allah tarafından mükafatlandırılacağını ifade eder.

   Bu nedenle Rahmen sıfatının ifade ettiği manada mümin ve kafir eşit tutulmuştur. Rahim sıfatının belittiği anlamda mümin ve kafir açık bir farkla ayrılmışlardır.

   Allah-u Teala’nın en büyük niteliklerinden biri de hiç kuşkusuz merhametidir. Allah’ın bu sıfatını ifade eden Rahman ve Rahim adlarının Kur’an’da Allah ve Rab isimlerinden sonra en çok anılan isimler olması Allah’ın merhamet sıfatının önemini ve sonsuzluğunu gösterir.

   Bilinmelidir ki rahmet, kişiye zor gelse de veya nefsi onu hoş karşılamasa da insanlara yarar sağlamayı ve onlara fayda ulaştırmayı gerektiren bir sıfattır. Gerçek rahmet budur. İnsanlar arasında sana karşı en merhametli olanı, sana yarar sağlamak ve kötülükleri senden savmak için seni sıkıntıya sokandır.

   Babanın çocuğa merhameti; babanın, çocuğunu ilim öğrenmeye ve onunla amel etmeye zorlaması, hatta gerektiğinde bunun için kendisini dövmesi, onu kendisine zarar verecek arzu ve isteklerden men etmesi bu türden bir merhamettir. Baba eğer bunları yapmaz ve ihmalkar davranırsa, bu onun çocuğuna olan merhametinin az olduğunu gösterir. Babanın, çocuğunu zorlamamakla ona merhamet ettiğini, ona acıdığını ve rahat etmesini sağladığını sanması doğru değildir. Bu annenin çocuğuna merhameti gibi duygusal ve bilgisizlikten kaynaklanan sahte bir merhamettir.

   Bu yüzden merhametlilerin en merhametlisi olan Allah’ın kullarına çeşitli bela ve musibetler vermesi, O’nun merhametinin bir gereğidir. Çünkü kullarına yarar sağlayacak ve onlardan kötülükleri defedecek şeyleri en iyi bilen O’dur. Dolayısıyla Allah’ın kullarına musibetler vermesi, onları çeşitli felaketlerle sınaması, onları bir çok arzu ve isteklerinden men etmesi, O’nun kullarına olan merhametinin bir göstergesidir. Ancak insanlar, bilgisizlik ve haksızlıklarından Rablerini bela vermesi nedeni ile itham etmekte, O’nun bela ve musibet vermekle kendilerine iyilik ettiğini görememekte ve bilememektedirler.

   Yüce Allah şöyle buyurmuştur; “Allah’ın rahmetinin eserlerine bak.” ( Rum-50 ). Bu varlıkta Allah’ın genel ve özel rahmetinin eserlerine bir dön de bak. Bu rahmeti ile bizlere peygamberler gönderen, kitaplar indiren, bizleri bilgisizlikten kurtaran, dalaletten hidayete ileten, yanlışlık ve sapıklıklardan doğruyu çıkaran, körlükten kurtarıp görmemizi sağlayan O’dur. Bizler O’nu rahmet ve merhameti ile isimlerini, sıfatlarını ve fiillerini öğrendik. Böylece O’nun Rabbimiz ve Mevlamız olduğunu bildik. O, merhameti ile bize bilmediklerimizi öğreten, bize yararlı olan dini ve dünyevi maslahatlarımızı gösteren, merhameti ile güneş ve ayı yaratıp insanların faydasına sunandır. O’nun gece ve gündüzü yaratması, yeryüzünü bir döşek gibi sermesi, onu yaşama elverişli hale getirmesi, ölü ve dirilere bir toplanma yerin yapması, yağmur yağdırması, insanlar için sebze ve meyveler hayvanlar için otlar ve meralar varetmesi, hep O’nun merhametinin bir eseridir.

   Bütün varlıkları kuşatan Arş’ının üzerine, herşeyi kapsayan merhamet sıfatı ile oturmuştur. Allah rahmet sıfatından türetilen ve başka varlıkların adlandırılmadıkları isimle Arş’ına oturunca bu sıfatının bir gereği olarak rahmetinin gazabını geçtiğini yazdı.

   Yüce Allah yüz parça merhamet yaratmıştır. Her merhametin arası yerle gök arası kadardır. Bu merhametlerden sadece bir tanesini yeryüzüne indirmiştir. İşte bu bir parça merhametle bütün insanlar ve diğer canlılar birbirleri merhamet etmektedir. Annelerin çocuklarına merhameti, kuşların, vahşi hayvanların ve diğer bütün canlıların yavrularına merhamet etmesidir bu bir parça merhametle gerçekleşmektedir. Dünya düzeninin ayakta kalması ve varlıkların varlıklarını devam ettirmeleri bu merhametle olmaktadır.

   Varlıkları için belirlenen süre geldiğinde Yüce Allah, yeryüzüne indirdiği bu bir parça merhameti tekrar katına kaldıracak, böylece gebe canlılar karınlarındakini atacak, annelerde süt verdikleri çocuklarını bırakacaklardır. Allah, yeryüzüne indirdiği sonrada kaldırdığı merhameti katındaki doksandokuz merhametine ekleyecek ve merhametini yeniden yüze tamamlayacaktır. Bu geniş merhameti ile kendisini birleyenlere, peygamberlerini tastik edenlere ve onların izinden gidip kendisine itaat edenlere merhamet edecektir.

   Eğer bu varlık alemine bakacak olursan, denizin suyla, havanın havayla dolu olduğu gibi yeryüzünün de bu bir parça merhamet ile dolu olduğunu ve bu merhametin dışında birşey olmadığını görürsün. Bu, “Merhametim gazabımı geçmiştir” ( Buhari ) sözünün bir gereğidir. Ancak bilinmelidir ki geçilmiş gazap, yavaş da olsa mutlaka onu hak edenlere yetişecektir. Bu Allah’ın merhameti ile çelişmez. Çünkü bunda bir hikmet ve amaç vardır. O hüküm verenlerin en Hakimi ve merhamet edenlerin en merhametlisidir.

   Bütün insanlar Allah’ın nimetlerinden yararlanır. Ahiretteki nimetlerinden sadece müminler yararlanacaktır. Bu, Allah’ın Rahman ve Rahim olmasının gereğidir.

DAVAMIZIN SONU ALLAH’A HAMDETMEKTİR.

Ümmü Huzeyfe 329 görüntülenme | 09 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir