Makale

Kur'an'ı Tefekkür Etmek

Kur'an'ı Tefekkür Etmek
Kur'an'ı Tefekkür Etmek

Hamd Alemlerin Rabbi Allah ‘a selat ve selam Alemlere Rahmet olarak gönderilen Rasulullah sallalahu aleyhi vesellem in üzerine olsun.

‘Tefekkür’, fikr kökünden türemiştir.

‘Fikr’, bilinenden bir ilme (kesin bilgiye) ulaşma kuvvetine denir. Bir başka deyişle fikr, görgü ve bilgileri bir tertibe koyup bildiği şeyi düşünmek, sonu önceye bağlamak demektir.

‘Tefekkür’ ise, ‘fikr’ kuvvetinin hareket etmesine, fikir faaliyetine denir.

Bu, herhangi bir şey hakkında düşünme, kafa yorma, zihni çalıştırma, işin şuuruna varma anlamındadır.

Aslında bütün zihin faaliyetlerinin yeri kalptir. Kişinin bir şeyi bilmesi, onun farkına varması, bir şeye şahit olması, bilginin kendisi için kesinlik kazanması (yakîn) gibi faaliyetler kalbin işlerindendir.

Muhakkak Kur an ı tefekkür etmek en büyük ibadetlerdendir .Allah’ın kendilerinden razı olduğu ashaba baktığımız zaman Kur an ı tefekkür etmeye , ayetler üzerinde kafa yormaya ve onu ezberlemeye çok hırslı olduklarını görmekteyiz.

Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem in de ahsabına düşünmeleri, manalarını anlamaları ve onunla amel etmelerini için kuranı öğretmeye çok hırslı olduğunu görmekteyiz.

Kur an ı tefekkür etmek, yönelmemiz gereken çok önemli ibadetlerdendir. Ancak bu gün üzülerek söyleyeyim , değil insanlar kur an ı tefekkür etmek, teravihlerde namazı hızlı kıldıran imamların mescidleri tercih edilmektedir.

Huzeyfe radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir gece Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in arkasında namazı kıldım. Bakara sûresini okumaya başladı. Ben içimden, yüz âyet okuyunca herhalde rükû eder dedim. O yüz âyetten sonra da okumaya devam etti. Ben yine içimden, bu sûre ile namazı bitirecek dedim. O yine devam etti. Ben bu sûre ile rükûa varır dedim, varmadı. Nisâ sûresine başladı; onu da okudu. Sonra Âl-i İmrân sûresine başladı, onu da okudu. Ağır ağır okuyor, tesbih âyeti gelince tesbih ediyor, dilek âyeti gelince dilekte bulunuyor, Allah’a sığınmaya dair âyet gelince Allah’a sığınıyordu. Sonra rükûa vardı. “Sübhâne rabbiye’l-azîm” (Ben yüce Rabbimi ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim) demeye başladı. Rükûu da aşağı yukarı kıyâmı kadar uzun oldu. Sonra “Semiallâhü limen hamideh, rabbenâ leke’l-hamd (Allah, kendisine hamd edeni duyar, hamd yalnız sanadır ey Rabbimiz)” dedi ve kalktı. Hemen hemen rükûuna yakın uzunca bir süre ayakta durdu. Sonra secdeye vardı ve “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ” (Ben ulu Rabbimi ulûhiyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim) dedi. Secdesini de aşağı yukarı kıyâmı kadar uzattı.

Müslim, Müsâfirîn 203

Bizimde Allah a iman eden Kuran ın mahatapları olan Müslümanların Kuran ı böyle okumamız gerekmektedir.Bundan dolayı Allah tebareke vetelala :

كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الأَلْبَابِ

‘Bu Kur’an, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.’(Sad-29) buyurmaktadır.

Rabbimiz bizi Kuran ı düşünmeye teşvik ederek düşünmeyenleri de kınayarak şöyle buyurmaktadır:

أَفَلا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِنْدِ غَيْرِ اللَّهِ لَوَجَدُوا فِيهِ اخْتِلافاً كَثِيراً

Hâlâ Kur’an’ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah’tan başkası tarafından (indirilmiş) olsaydı, mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı.(Nisa-82)

Yine Rabbimiz Kuran ı düşünmeyen , ayetleri üzüerinde kafa yormayan kimselerin kalplerinin kilitli olduğunu bizlere haber vererek şöyle buyurmaktadır:

أَفَلا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَا

Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?(Muhammed-24)

Kuran ı düşünmedikleri sürece kilitli kalplere hiçbir ayet tesir etmeyecek, hiçbir hakikat onların gözlerinde aydınlanmayacak, imanın güzellikleri yüreklerine serpiştirilmeyecek, kalplerindeki kilitler açılmayacaktır.

İmam Taberi’nin rivayet ettiği bir hadiste Allah Rasulu sallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır:

 يأتي على الناس زمان يشربون فيه القرآن كشربهم اللبن

İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki Kur anı süt içer gibi içecekler.

Yani manalarını düşünmeden ve hükümleri üzerinde durmadan sadece dilleriyle okuyacaklar. Okudukları sadece dillerinde kalacak, kalplerine inmeyecek, hayatlarını değiştirmeyecek, onların yüreklerini ürpertmeyecek…

Bir takım kimler Kuran okumakta ve surenin sonuna kadar bitirmekte, yalnız kendisine okuduklarının manaları sorulduğunda ya da hükümleri vs cevap verememekte.

Allah Rasulu ve ashabının hayatına baktığımız zaman Hz. Aişe (r.a.) diyor ki:

"Rasulullah:  سبحانك اللهم ربنا وبحمدك، اللهم اغفرلي

 "Allah’ı hamd ile tesbih ederim. Ondan af diler ve ona tövbe ederim." duasını çok söyler oldu. 

Dedim ki:, "Ey Allah'ın Resulü, senin: "Allah'ı hamd ile tespih ederim. Ondan af diler ve ona tövbe ederim." sözünü çokça söylediğini görüyorum." 

Resulullah: "Rabbim bana, ümmetimde bir alâmet göreceğimi bildirmişti. Onu gördüğümde: "Allah'ı hamd ile tesbih ederim. Ondan af diler ve ona tevbe ederim." sözünü çokça söyleyecektim. 

Ben onu gördüm. O da:

إِذَا جَاءَ نَصْرُ اللَّهِ وَالْفَتْحُ * وَرَأَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللَّهِ أَفْوَاجاً * فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ إِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً 

 "Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke´nin fethi) geldiği zaman, insanların, Allah'ın dinine bölük bölük girdiklerini gördüğün zaman rabbini hamd ile tesbih et ve ondan mağfiret dile. Şüphesiz o, tevbeleri çokça kabul edendir." süresidir." dedi.(Müslim)

Rabbimizin bize  en güzel örnek diye ifade buyurduğu peygamberimizin Kuranı yaşama hassasiyeti ne kadar müthiş! Hz Aişe radyallahu anha annemizin de kendisine Rasulullah ın ahlakı ne idi sorusuna ‘siz hiç kuran okumuyor musunuz O’nun ahlakı kuran idi.’ demesi de bunun en açık göstergesindir.

Rotaların kaybolduğu, insanların çıkmazlara sürüklendiği, düşüncelerin anlamsızlaştığı bir çağda Kuran ı düşünmeye onu anlamaya ne kadar da ihtiyacımız var! Yollar yitirilmiş. Ömürler heba olmuş. İnsanlık adeta bir uçurum kenarında. Saatlerce boş muhabbetler ve boş hayaller beşinde olan milyonlar var. Kirlenen kalpler, donuk düşünceler ve yüzler… Üzerlerine isyanın ve tuğyanın karanlık çizgisi çekilmiş nice hayatlar… Kuranla dirilmeyen ölü hayatlar… 

Kuranı sadece cenazelerde okunan, nağmeli bir müzikmiş gibi (haşa) dinlenilen, manaları, emir ve yasakları önemsenmeyen bir kitap haline getiren şaşkınlar ve bu şaşkınları içince bocalayıp duran insanlar…

Akif’in birkaç mısrası tercüman oluyor sancımıza:

İbret alınmaz her gün okuruz ezbere de;

Bir ibret aranmaz mı ayetlerde ?

Ya okur geçeriz bir ölünün toprağına

Ya açar bakarız nazm-ı celilin yaprağına 

İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin

Ne teze mezara okunmak, ne fal bakmak için…

1-Kur anın manalarını düşünerek kendimizi O’nun ayetleriyle maddi ve manevi kirlerden arındırmak, tezkiye ve terbiye etmek

Allah azze ve celle nin ayetleriyle sahabenin temizlenmesiyle alakalı Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün –veya bir gece– evinden dışarı çıkmıştı. Baktı ki, Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ oradalar. Onlara:

– “Bu saatte sizi evinizden dışarı çıkaran sebep nedir?” diye sordu. Onlar:

– Açlık, yâ Resûlallah, dediler!. Peygamberimiz:

“Gücü ve kudretiyle canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, sizi evinizden çıkaran sebep beni de evimden çıkardı; haydi kalkınız” buyurdu. İkisi de kalkıp, Resûl–i Ekrem’le birlikte ensârdan birinin evine geldiler. Fakat o zât da evinde değildi. Ama hanımı Resûlullah’ı görünce:

– Hoş geldiniz, buyurunuz, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Falan nerede?” diye sordu. Kadın:

– Bize tatlı su getirmek için gitti, dedi. Tam o sırada evin sahibi olan Medine’li sahâbî geldi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ve iki arkadaşına baktıktan sonra:

– Allah’a hamdolsun, bugün, hiç kimse misafir yönünden benden daha bahtiyar değildir, dedi. Hemen gidip onlara içinde koruğu, olgunu ve yaşı bulunan bir hurma salkımı getirdi:

– Buyurun, yiyiniz, dedi ve eline bıçak aldı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

– “Sağılan hayvanlara sakın dokunma”, dedi. Ev sahibi onlar için bir koyun kesti. Onlar da koyunun etinden ve hurmadan yediler; tatlı sudan içtiler. Hepsi yemeğe doyup suya kanınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebû Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ’ya şöyle dedi:

– “Gücü ve kudretiyle canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, kıyamet gününde bu nimetlerden sorguya çekileceksiniz. Sizi evinizden açlık çıkardı, sonra evinize dönmeden şu nimetlere kavuştunuz” buyurdu. 

Yediğimiz,içtiğimiz kendisinden istifade ettiğimiz her nimet bize Rabbimiz tarafından indirilmiştir.Bütün bu nimetleri tefekkür etmek bizleri temizlemektedir.Kur anın bize açtığı tefekkür kapısı olmasaydı, birçok hakîkatleri idrâkten mahrum kalırdık. Maddi ve manevi temizlikten mahrum kalırdık.

2-Allah’ın verdiği misalleri tefekkür etmek

Allah azze ve celle düşünmemiz için akletmemiz için kitabında bir çok misaller vermektedir. Ve bu misalleri bizzat insanların müşahede ettiği varlıklardan olduğunu görmekteyiz. Mesela Allah’tan başkalarını veli edinenlerin durumu misal verilmektedir.

مَثَلُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ أَوْلِيَاء كَمَثَلِ الْعَنكَبُوتِ اتَّخَذَتْ بَيْتًا

 وَإِنَّ أَوْهَنَ الْبُيُوتِ لَبَيْتُ الْعَنكَبُوتِ لَوْ كَانُوا يَعْلَمُونَ

Allah’tan başkalarını dost edinenlerin durumu, kendine bir ev edinen örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümcek evidir. Keşke bilselerdi!(Ankebut-41)


Bir örümcek misal verildi. Günlerce belki haftalarca kendisine ağdan bir ev yapmayı düşünüyor. Ancak ne kadar çaba sarf etse de o kadar dayanıksız oluyor ki en ufak bir rüzgarda ykılıveriyor.

Ey zalimleri veli edinenler bilin ki çabalarınız ve mücadeleniz yılıp gidecektir deniyor adeta…

Kuran da buna benzer bir çok misaller mevcuttur. Ve bu misaller bize boş yere verilmiyor.

3-Allah’ın isim ve sıfatlarını tefekkür etmek

Allah azze ve celle yi  tanımamız için de muhakkak O’nun isim ve sıfatlarını bilmemiz gerekir. Bu isim ve sıfatları da Rabbimizin kendisini bize tanıttığı kur an da bulabilir. O’nu tanırsak severiz, O’na kulluk eder, rızasını kazanırız. Sonunda da cennet nimetlerine kavuşanlardan oluruz.

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ

O, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayan Allah’tır. Gaybı da, görünen âlemi de bilendir. O, Rahmân’dır, Rahîm’dir.

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

O, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tır. O, mülkün gerçek sahibi, kutsal (her türlü eksiklikten uzak), barış ve esenliğin kaynağı, güvenlik veren, gözetip koruyan, mutlak güç sahibi, düzeltip ıslah eden ve dilediğini yaptıran ve büyüklükte eşsiz olan Allah’tır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah’tır. Güzel isimler O’nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O’nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Haşr/22-24)

Bir gece sıcak yatağımızdan vazgeçip Rabbimizin hzurunda kıyamda olup şu ayetleri tefekkür edebilsek…İmanın kalbimize nakış nakış örüldüğünü hissedeceğiz. Ve o imanla bütün dünyaya meydan okuyabileceğiz. Bütün tağutlara, sahte ilahlara, zalimlere …İşte bu sebeble Allah Peygamberine : ‘Ey örtünüp bürünen!(Resûlüm!) Gece (ya) biraz (uyumanın) dışında kalk (ibadet et);(ya da) yarısında (kalk), ister o (yarısı)ndan biraz eksilt, ister onu (biraz) artır. Kur’an’ı da tertîl(manaları üzerinde düşünerek, tane tane)ile oku.

Doğrusu biz senin üzerine (sorumluluğu) ağır bir söz (olan Kur’an’ı) vahyedeceğiz.(Müzzemmil/1-5)

Muhammed El Ferec 394 görüntülenme | 19 Ağustos 2022


Pdf Olarak İndir