Makale

Kur'an Kavramı

Kur'an Kavramı
Kur'an Kavramı

بِسْــــــــــــــــــمِ الله الرحمن الرحيم

Hamd Dikenler içinde gül, kara topraklar içinde sümbül yaratan yegâne kanun koyucu ve en mahrem gaybın izzet perdesinde, bâtın olan Allah'a mahsustur.

Müebbet muhabbetin adı olan Muhammed’e (صلى الله عليه و سلم) o pak Aline ve yeryüzünde                   (رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ Allah onlardan razıdır onlarda Allahtan razıdır) rütbesini alan Ashabına ve kıyamete kadar ta gutları reddetmek suretiyle yüce yaratanın inzal buyurduğu kanunlara temessük edip ve yine yaratanın inzal buyurduğu kanunların mukabilinde Heva ve hevesten çıkarılan batıl kanunlara (لَا) diyen küfrü değil hidayeti tercih eden şirki değil tevhidi tercih eden zulmeti değil ilahi nuru tercih eden zilleti değil izzeti tercih eden cehaleti değil ilmi tercih eden köleliği değil hürriyeti tercih eden ve kıyamete kadar açık olan tevhit koridorunda yılmadan usanmadan canıyla ve malıyla yürüyen yeryüzünde fitne kalmayıp din âlemlerin rabbinin oluncaya kadar cihat eden tüm dünya Müslümanlarına salat ve selam olsun.

Kardeşlerim tüm insanlığı bir damla sudan yaratan dünyaya imtihan için gönderen ve tekrar ecel vakti dolduğunda kendisine ahiret kapılarını açan ve dünyada yapmış olduğu amellere mukabil hüküm vermek suretiyle kişiyi cennet olsun veya cehennem olsun hak ettiği yere gönderen hem ahirette hem dünyada yegâne kanun koyucu olan âlemlerin rabbi olan yüce rabbimizin kitabını öğrenmeye ve öğretmeye çalışalım yüce rabbim rızasından ayırmasın âmin. Öncelikle kitap ve kuran kavramları üzerinde kısada olsa duralım.                           

Kitap kavramı.   

Kur'an'ın temel kavramlarından biri olan "kitap" kuranda (255) yerde geçmektedir. Türkçedeki 'kitap' anlamı yanında; yazılı şey, yazı, yazılan ve yazdırılan anlamlarına da gelir. "El-Kitap": Allah'ın Kitabı demektir. Daha açık bir ifadeyle kitap kelimesinin başına harfi tarif dediğimiz (ال elif lam) geldiğinde bundan yüce rabbimizin kitabı kastedilir tabi şu unutulmamalıdır ki kitap kelimesinin başına harfi tarif dediğimiz (ال elif lam) geldiğinde Tevrat’ta kastedilebilir meselenin daha iyi idrak edilmesi için şu ayeti örnek verebiliriz.

يَا يَحْيَى خُذِ الْكِتَابَ بِقُوَّةٍ وَآتَيْنَاهُ الْحُكْمَ صَبِيًّا ﴿١٢﴾

Ey Yahya! Kitaba bütün gücünle sarıl dedik. Biz ona henüz çocuk iken hikmet (ilim ve irfan) verdik. Meryem/12.ayet. 

Bu ayette geçen (الْكِتَابَ el kitap) kelimesinden kasıt Tevrat’tır en doğrusunu yüce Allah bilir. 

Kur'an, ise Allah'ın Kitabı'nın özel adıdır. Kur'an'da, Kur'an için birkaç isme daha yer verilmekle birlikte; en çok Kur'an adı geçmektedir. Bu isim Kur'an'da 70 defa geçer. Kur'an kelimesi için 2 ayrı kök gösterilir. Bunlardan 1.okumak anlamındaki kıraat; 2.toplamak, kompoze etmek anlamındaki karn köküdür. Kur'an, ilk emri olan (اِقْرَاْ) yani oku anlamındaki kelimeyle aynı kökten bir isim taşıyarak okumaya ve ilme en büyük değeri verdiğini belirttiği gibi, neyi ve nasıl okumamız gerektiğini de gösterir. Birçok inceliği ve gerçeği topladığı için de toplamak manasındaki bir köke dayanması ayrı bir hikmet sergiler. Ahmet kalkan/kavram tefsiri.

Kuranın ıstılahtaki tarifi.

المُتَعَبَّدُ بِتِلاَوَتِهِ  (صلى الله عليه و سلم) كَلَامُ اللهِ المُنْزَلُ عَلَى مُحَمَّدٍ

Tilavetiyle ibadet edilip Muhammed’e (صلى الله عليه و سلم) indirilen Allah kelamıdır. Menna el kattan/mebehisu fi ulum il kuran. 

Kur'an; âlemlerin Rabbi tarafından son resul Muhammed’e (صلى الله عليه و سلم) indirilen kitabın en çok söylenen ismidir. Kur'an'ın diğer isimlerinden bazıları da şunlardır: Zikir, Furkan, Mushaf, Kitabu'l-Mübin, Kelâmullah, Nur, Huda, Şifa, Mev'ize... Bazı müfessirler, Kur'an veya Kitaba sıfat olarak gelen tabirleri de sıralayarak, bu isimlerin sayısını yüze kadar çıkarmışlardır. Ahmet kalkan/kavram tefsiri.

Kuran (6214) ayet (77439) kelime ve (325) bin (345) harftir) Kur'an-ı Kerim, (23) senede peyderpey nazil olmuştur. Kitabı’n hepsi bir defada indirilmemiştir. Kur'an, bölüm olarak (114) sureye ayrılır. Bu surelerin hepsi aynı uzunlukta değildir. (50) sayfalık bir sure olduğu gibi, bir satırlık sure de vardır. Sureler de ayetlere ayrılır. En kısa sure (3) ayet, en uzun sure de (286) ayettir. Ayetlerin uzunlukları da eşit değildir. Bir sayfalık bir ayet olduğu gibi bir kelimelik ayetler de vardır. Kur'an, sayfa adedine göre de cüzlere ayrılır. Her cüz (20) sayfadır. Kur'an, toplam (30) cüzdür. Her cüz de kendi içinde (4) hizbe ayrılır. Her hizb, ise 5 sayfadır. Ahmet kalkan/kavram tefsiri.                                          

Kur'an, İsa'dan (عليه السلام) (610) yıl sonra yeni ve son bir Resul (صلى الله عليه و سلم) ile başlayan zulmetten nura çıkış hareketinin kılavuz kitabıdır. (23) yıl süren bir devrim hareketinin yol gösterici (ayetlerinin) bir araya getirilmesiyle oluşmuştur. Bu açıdan Kur'an (23) yıllık bir toplumsal değişme mücadelesi içinde anlaşılabilir. Ayetlerin inmesiyle beraber Allah resulü (صلى الله عليه و سلم) harekete geçmiş, içinde yaşadığı toplumu bu ayetlerle değiştirmek için gece gündüz çalışmıştır. Nihâyet çağrısı kendi doğup büyüdüğü Mekke'de değil; Medine'de yankı bulmuştur. Orada toplumun lideri olarak Allah’ın elçiliğine devam etmiş, (10) yıl içinde insanlık için örnek bir toplum modeli olmuştur. 

Kardeşlerim yüce Yaratan Allah yaratmış olduğu mükellef olan tüm mahlûkatını dünyada başıboş bırakmamıştır. Hani yegâne kanun koyucu rabbimiz. Buyuruyor. Ya.

أَيَحْسَبُ الْإِنسَانُ أَن يُتْرَكَ سُدًى ﴿٣٦﴾

İnsan kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor? Kıyame/36.ayet.

İmam şafi-i (رحمه الله) derki ayette geçen (سُدًى – Sude) kelimesi  

وَ لا يُنْهَى وَالسُّدَى الذي لا يُؤْمَر

Sude emre ve nehye muhatap olmayan anlamındadır. İmam şafi-i/er risale.

O halde insanoğlu Allah’ın arzında başıboş değildir uyması iktiza eden kanunlarına temessük etmesi gereken bir kitap var o kitap şüphesiz son kitap yegâne kanun kitabı kuranı hâkimdir.

Yüce Mevla’mız kendi kullarının dünyada huzurlu ve ahirette kendilerinin mesrur olacağı emirler ve yasaklar indirmiştir. İnsanların mesrur olacağı hükümler ise ya bir ilahi bir kitap yâda sahife aracılığıyla insanlara bildirilmiştir. İlk nebi Âdemle (عليه السلام) başlayan ve en son gönderilen resul olan Muhammed (صلى الله عليه و سلم) ile nihayet bulan Allah elçilerinin her biri Yüce Allahtan almış oldukları bu kitap veya sahifelerde bulunan emir ve yasakları ümmetlerine aktarmışlar ve onların indirilenleri daha iyi anlamaları için kendileri de ümmetlerine örnek olmuşlardır. Yüce Allah’ın insanlara indirmiş olduğu en son ilahi kitap ise yegâne kanun kitabı olan Kur’an-ı Kerim’dir. Kuran öyle bir kitaptır ki.

ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ ﴿٢﴾ الم ﴿١﴾

“Elif Lam Mim. Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.” Bakara/1. 2. ayetler.

Rabbimiz (ذَلِكَ الْكِتَابُ لاَ رَيْبَ فِيهِ  İşte bu kendisinde şüphe olmayan kitaptır) . Buyururken ayete baktığımızda (فِيهِ) ifadesini kullanır burada ki (فِيهِ) edatı Arapçada fa-i zarf iye denir. Yani içindelik manasındadır günümüz Türkçesiyle misal verecek olursak düşünün yurt dışından bir dostunuz size bir mektup zarf gönderiyor siz size gelen zarfı açıp okumazsanız dostunuzun meramını anlamanız mümkün değildir bir kitap ki yegâne kanun kitabı beşeriyetin içtima-i hayatına yön veren bir kitap beşeriyeti ebedi saadete ulaştıracak bir kitap o halde nasıl ki dostumuzun bize gönderdiği zarfı açıp okumadan onun meramını anlayamıyorsak bizimde yüce Allah’ın kitabını okumadan anlamamız mümkün değildir işte rabbimiz (فِيهِ) fa-i zarf iyeyi kullanır yani kitabımın dışında durmayın içine girin girdiğinizde içinde şüphe bulamayacaksınız. 

Bugün bazı hidayetten yoksun zavallıların iblisin atına binip o attan inme gayreti olamayan küfürle oturup şirkle kalkan zillet bataklığına gömülmüşlerin iddia ettiği gibi haşa basit bir kitap olsaydı işte o zaman bu kitap tüm beşeriyetin içtima-i hayatını tanzim eden bir kitap niteliği taşımazdı eğer bu kitapta bir şüphe bir dalavere olsaydı (haşa) işte o zaman beşeriyetin hayatına hitap eden bu kitap insanları izzete değil zillete intikal ettirirdi bakın bugün beşeriyetin hidayet yolunda değil ’de küfrün ve fıskın yolunda olmaları izzetin yolunda değil ‘de zilletin yolunda olmaları ilmin yolunda değil de cehaletin yolunda olmaları nurun değil ‘de zulmetin yolunda olmalarının yegâne sebebi kendisinde zerre kadar şüphe olmayan bu kitabın düsturlarıyla içtima-i hayatlarını tanzim etmedikleri içindir bugün beşeriyetin azgınlaşmasının haddi aşmasının altında bu kitabın kanunlarına ve bu kitabın hükümlerine temessük etmeme ve bu kitabın dışındaki yıkılası kuruyası batıl kanunlara (لَا) dememe vardır. Ey insanlık ey beşeriyet yüce Allah size kitabımın dışında durmayın amel etmek suretiyle içine dalın diyor o ayetlerin deryasında yüzün diyor bu mevzuda ceht-u gayret edin diyor ve şunu bilin ki o deryanın suyu hidayet suyudur vallahi sizi tertemiz hale getirir zindanlarınızı cennet bahçelerinden bir bahçeye çevirir. Kuranı hâkim öyle bir kitaptır ki:                 

مَنْ قَالَ بِهِ صَدَقَ Kuranla konuşan kişi doğru söyler. وَ مَنْ عَمِلَ أُجِرَ Kuranla amel eden kişi mükâfatlandırılır.  وَ مَنْ حَكَمَ بِهِ عَدَلَ  Kuranla hüküm veren kişi adil olur. وَ مَنْ دَعَا إِلَيْهِ هُدِيَ إِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ  Kurana çağıran kişi dosdoğru yol üzerine olur. Sabuni /et tibyan fi ulum il kuran.

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَارًا ﴿٨٢﴾

Kur'an'dan müminler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz. İsra/82.ayet.

Kardeşlerim bakın şayet bir kimsenin hidayetten nasibi var ise her ne şekilde olursa olsun mutlaka nasiplenecektir. Bu nasiplenenlerden biri de İslam’ın 2. Halifesi maddesiyle manasıyla büyük Ömer küfrün karşısında (ا elif) gibi dimdik duran Allah’ın ayetleri karşısından (و Vav) gibi inkıyat eden büyük Ömer bakın kuranın ayetlerini işittiğinde o azgın gaddar gözünü kan bürümüş Ömer’den nasıl bir Ömer peyda oluyor. Ömer (رضي الله عنه) iman etmeden önce Sert bir huya sahip olan Müslümanların putlara tapmadıkları ve din değiştirdiği için aşırı tepki gösterenlerin arasında yer almaktaydı. Sonunda O, dedelerinin dinini inkâr eden Resulullah’ı öldürmeye karar vermişti. Ve kureyşliler Allah resulünü öldürme görevi Ömer’e verilir. Ömer, Efendimizi (صلى الله عليه و سلم) öldürmek için onun bulunduğu yere doğru giderken, aniden yolda Nuaym b. Abdullah ile karşılaştı. Nuaym, Ömer’in ne yapmak istediğini sorup öğrenince ona, ey Ömer senin kız kardeşin ve enişten ikiside Muhammed’in dinine girmişler dedi. Ömer (رضي الله عنه) kız kardeşinin ve eniştesinin Muhammed’in (صلى الله عليه و سلم) dinine girdiklerini öğrenince, Ömer Bu sefer öfkeyle Kız kardeşinin evine yöneldi. Eniştesinin Evinin önüne geldi Kapıya yaklaştığında bazı sesler duymaya başladı. Evin içerisinden gelen sesler hiç duymadığı ve kulağa hoş gelen seslerdi, içerde Kur’an okunmaktaydı. Ömer Kapıyı çalınca, içerdekiler okumayı kesip, Kur’an sayfalarını sakladılar. İçeri giren Ömer (رضي الله عنه) Ne okuduklarını sordu cevap alamayınca, eniştesini ve kız kardeşini dövmeye başlamış. Ömer’e Kız kardeşinin ona, ne yaparsa yapsın İslam dininden ve Muhammed Allah’ın Resulü ve elçisi olduğuna kesin olarak inandıklarını söyler. Bu dinden dönmeyeceklerini söylemesi üzerine, Duyduğu Kur’an ayetleri sayesinde Kız Kardeşinin ağlaması karşısında Ömer kız kardeşinin üzülüp ağlamasına dayanamadı ve Ömer Eniştesine okudukları şeyleri görmek istediğini söylemişti. Ömer’e verilen sahifelerden Kur’an ayetlerini okuyan Ömer (رضي الله عنه) hemen orada iman etti. Ömer (رضي الله عنه) efendimiz Muhammed’in (صلى الله عليه و سلم) nerede olduğunu sordu.  Muhammed’in (صلى الله عليه و سلم) Daru’l-Erkam’da olduğunu öğrenince Ömer (رضي الله عنه) hemen Daru’l-Erkama doğru gitmeye başladı. Daru’l-Erkama vardığında kapıyı açtırdı içeriye girdi İçeri girer girmez Muhammed (صلى الله عليه و سلم) Ömer’in iki yakasını tutarak; “Ya Ömer Müslüman ol! Allah’ım ibn Hat taba hidayet ver!” dediğinde, Ömer b. el-Hattab (رضي الله عنه) hemen Şahadet getirerek iman ettiğini açıkladı Ömer (رضي الله عنه)  İslam dinini kabul eden 39. kişi olmuştu. İbn Sad/tabaka tul Kübra.

İşte Ömer (رضي الله عنه) efendimizin hidayetten nasibi varmış ki. Muazzez kuranın ayetlerini işittiğinde ona hidayet kapıları ardına kadar açılmıştır. Ve (رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ Allah onlardan razıdır onlarda Allahtan razıdır) rütbesini almaya hak kazanmıştır. Kuranı hâkim insanların kendisinden öğüt almaları için inzal buyurulmuş bir kitaptır Ömer’de (رضي الله عنه) bu öğüde kulak vermiş ondan sonra bu iman yolculuğunda durmadan ilerlemiştir. Yüce rabbimiz buyuruyor.  

كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ ﴿٢٩﴾

Bu Kur’an, ayetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Sad/29.ayet.

Kuranı hâkimin güzellikleri o kadar ziyadedir ki anlatmakla bitmez kardeşlerim gelin hep beraber Allah resulünün (صلى الله عليه و سلم) sofrasına misafir olalım bakalım bize kuran ile ilgili neler ikram edecek.

اقْرَؤُا القُرْآنَ فإِنَّهُ يَأْتي يَوْم القيامةِ شَفِيعاً لأصْحابِهِ

“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecekti.” Nevevi /Riyazü’s-Salihin.

منْ قرأَ حرْفاً مِنْ كتاب اللَّهِ فلَهُ حسنَةٌ ، والحسنَةُ بِعشرِ أَمثَالِهَا لا أَقول : الم حَرفٌ ، وَلكِن : أَلِفٌ حرْفٌ، ولامٌ حرْفٌ ، ومِيَمٌ حرْفٌ

Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.” Tirmizî/Fazâilü’l-Kur’ân.

إنَّ الَّذي لَيس في جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنَ القُرآنِ كالبيتِ الخَرِبِ

“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.” Tirmizî/Fazâilü’l-Kur’ân.

لا حَسَدَ إلاُّ في اثنَتَيْن : رجُلٌ آتَاهُ اللَّه القُرآنَ ، فهوَ يقومُ بِهِ آناءَ اللَّيلِ وآنَاءَ النَّهَارِ ، وَرجُلٌ آتَاهُ اللَّه مالا ، فهُو يُنْفِقهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النهارِ

“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.” Buhari/İlim.

ومَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ في بَيْتٍ من بُيوتِ اللَّهِ يَتْلُونَ كتاب اللَّهِ ، ويتَدَارسُونَه بيْنَهُم ، إِلاَّ نَزَلتْ علَيهم السَّكِينَة ، وغَشِيَتْهُمْ الرَّحْمَة ، وَحَفَّتْهُم الملائِكَةُ ، وذَكَرهُمْ اللَّه فيِمنْ عِنده

“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.” Müslim/Zikir.

خَيركُم مَنْ تَعَلَّمَ القُرْآنَ وَعلَّمهُ

“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” Buhari/Fezâilü’l-Kur’ân.

Kardeşlerim malum olduğu üzere yegâne kanun kitabımız olan Kur’an-ı Kerim, indirilmeye başlandığından beri asırlar geçmesine rağmen canlılığını, diriliğini, güzelliğini ve insanlara hidayet rehberi olmayı devam ettirmektedir. Mezkûr hadislere baktığımızda kuranın insan hayatında ziyadesiyle ehemmiyet arz eden bir kitap olduğunu görüyoruz. O halde içtima-i hayatımızın her alanında kuranla oturup kuranla kalkmak temennisiyle birbirimize dua edelim.

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ 

Ahmet Yavuz 550 görüntülenme | 09 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir