Makale

Neuro Linguistic Programming (NLP) Nedir? - 1 (Beyin Dili Programlaması)

Neuro Linguistic Programming (NLP) Nedir? - 1 (Beyin Dili Programlaması)
Neuro Linguistic Programming (NLP) Nedir? - 1 (Beyin Dili Programlaması)

Bir gün üniversitede talebeyken hocalarımdan birisi ‘’lisan ne işe yarar?’’ diye sormuştu. Sadece konuşmak mı, hayır. Daha çok düşünmemize yarayan önemli bir ‘meta’ olduğunu ders sonunda örnekleriyle bize açıklamıştı. Evet, kullandığımız dil öncelikle düşünebilmemizi sağlar. Bir işe başlarken sesli olmasa da içimizde kendi kendimize konuşuruz: ‘’Şunu şöyle mi yapsam? , yoksa böyle mi yapsam? Ben şunu söylesem o ne cevap verir?’’ gibi.

Hocamın dediği doğruydu. Lisanımız olmasaydı düşünemezdik bile. Ama lisanın bir başka önemli görevi daha var ki, hiçte azımsanamaz; iletişim, insanlarla iletişim her şeydir. Eğer iletişim olmasaydı ne olurdu, tahmin bile edemiyorum.

Evet, hayvanların kendi aralarındaki sözsüz iletişimini bir yana koyacak olursak, insanların belirli bir gramer çerçevesinde birbirleriyle iletişimini sağlayan lisan, insanın maddi ve manevi mükemmelliğinin vazgeçilmez bir unsurudur.

Peki, konuşmadan anlaşmak mümkün değil mi? Bu sorunun cevabı kısmen bu gün sizlerle paylaşmayı planladığım konunun bir parçasını oluşturuyor. Telepati (sözsüz iletişim), hipnotizma (telkinle yaptırım), hissi kable’l-vuku’ (tek taraflı iletişim) konuları belki bir yazımda sizlerle paylaşırım, ama bugün tüm bunların dışında insanın kendi kendisiyle olan iletişimini yazmak istiyorum.

Başlıkta, İngilizce olarak yazdığım ve kısaca NLP diye adlandırılan ve Türkçeye ‘’Beyin Dili Programlaması’’ olarak çevirebileceğimiz sistem ilk kez 1970’li yılların başında ABD’de ortaya atılmıştır. California Üniversitesi’nde Dil Bilimi Kürsüsü’nde Yrd. Doç. John Grinder’le aynı üniversitede psikoloji tahsili yapan Richard Bandler’in tanışmasıyla başlayan NLP, bu ikilinin yazdığı ‘’The Structure Of Magic’’ (Büyünün Yapısı) adlı kitapta psikoloji ve psikiyatri çevrelerini sarsmıştır.

NLP 1986 yılında ‘’Sınırsız Güç’’ kitabının yazarı Anthony Robbins’le meşhur olmuştur. Bunun o yıllardaki müşterilerinden birisi de, Bill Clinton’dır. Bugün ABD’DE 100’ün üzerinde NLP enstitüsü ve iki tane NLP üzerine üniversite vardır. Avrupa’daki NLP enstitülerinin sayısı 50’nin üzerindedir.

Neuro; beynimizi ve duyularımızı idare etmekte ve yaşadığımız tecrübeleri beş duyumuzla algılayıp beynimize nakşetmemizi sağlamaktadır.

Linguistic; sinirsel temsillerin kodlandığı, sıralandığı ve anlama kavuştuğu sözlü ve sözsüz iletişim sistemidir.

Programming; beynimiz-duygularımız ve iletişimimiz doğru olarak organize olduğunda arzuladığımız hedeflere ve başarılara ulaşma kabiliyetimizi ifade etmektedir.

Çağımızda NLP, beyin ve duyu sistemlerimizin ifadelerimizle modellenmesi yoluyla davranış ve alışkanlıklarımızın yeniden programlama, yapa geldiğimiz iş ve davranışlarımızı değiştirebilme teknolojisi sunmaktadır.

NLP, bir davranış biçimidir. NLP bir yöntemdir. NLP mükemmelliğin bilimi ve sanatıdır.

NLP’yle kişi kendisiyle ve diğer insanlarla iletişimi öğrenir, kendi varlığı ve iç dünyasında başarabildiği halde dış dünyada imkânsız gördüğü işlerin nasıl hayata geçirilebileceğini ve başarılara imza atılabileceğini öğrenir.

NLP, öğrenilmiş başarısızlığın karşısındadır. Başarısızlığın nasıl öğrenildiğini hepimiz yaşamışızdır. Bir işe başlarken, danıştığımız insanların olumsuzluk içeren cümleleri nasıl da başarımızı etkiler.

‘’Sen kim, o işi yapmak kim?’’ türü bir yaklaşım peşinen yenilginin bir sesidir. Zaten başlamadan kaybetmişizdir.

Fransızların anlattığı şu hikâye çok hoşuma gider: Bir gün kurbağalar Eyfel kulesinin tepesine çıkmak için yarışa başlarlar. Çevrede seyirciler yarı tezahürat ve yarı olumsuz fikirlerle yarışmacıları etkilemektedirler. Bir kurbağa vardır ki, asla azmini kırmaz ve hedefe doğru kararlı adımlarla ilerler. Etraftan gelen olumsuz eleştirilere aldırış etmeden; ‘’yok canım başaramazlar, hiçbir kurbağa başaramadı ki, evet, evet şu önde giden kurbağanın başarması imkânsız gözüküyor, ya tabi kulenin ortasına gelsinler, bu bile büyük bir başarı’’ derler. Bir kurbağa etrafına kulak asmadan ilerler ve zirveyi yakalar. İşte bundan sonra bütün gözler ödül törenine çağrılan kurbağanın umursamaz davranışları, onun bu eksikliğini ortaya koyar. Kurbağa sağırdır. Çevreden gelen olumsuz sözlerin hiçbirini duymamıştır. İşte onu başarıya götüren gerçek de, budur. Eksiklikler bazen başarıya götürür. Nasıl mı?

Bir hikâye daha: Büyük bir kung-fucu olmayı planlayan bir Uzakdoğulu çocuk acı veren bir kazada sol kolunu kaybeder. Babası oğlunun üzüntüsüne dayanamaz ve kung-fu hocasına oğlunun durumunu anlatır. Kung-fu hocası çocuğa bakar ve onu eğitmeye karar verir. Çocuğa sadece bir hareket öğretir. Bu hareketi günlerce, aylarca çalışan çocuğa hocası yeni bir hareket öğretmez. Sadece bir hareketle tüm rakiplerine üstün gelen kung-fucu bu çocuk bu başarısını rakiplerinin kendisinin sol kolunu tutamamasından kazanmıştır.

Tarık b. Ziyad’ın gemileri yakarak Endülüs’e girmesi, kararlığın ifadesidir. Bu da, kesinlikle ümitsiz olmamayı gerektirmektedir.

Pireler üzerinde yapılan bir deneyi size anlatayım: Bilindiği gibi pireler yerden ancak 25 cm sıçrayabilirler. 30 cm.lik kutuların içerisine konulan pireler doğal olarak kutudan sıçrayarak çıkamayacaklardır. Yalnız kutuların alt kısmı ısıtıldığında, sıcaklığın etkisinden dolayı pireler 30 cm sıçramış, daha sonra kutuların kapakları kapatılmış, kapağa çarparak yere düşen pireler kesinlikle kutudan çıkamayacaklarını öğrenirler(öğrenilmiş başarısızlık). Daha sonra kutuların kapakları açılır, fakat pireler bu kez ancak 25 cm sıçrayarak kutudan çıkmayı başaramamışlardır. Bir kez daha 30 cm sıçramayı deneselerdi başaracaklardı.

Özetle, NLP’nin bize kazandırdığı altın tavsiyeler:                                                           

1. Kaybetme endişenizden sıyrılın. Tibet’te bir söz vardır: ‘’Eğer bir problem çözülebiliyorsa endişe etmeye gerek yoktur. Eğer çözülemiyorsa endişe etmenin bir yararı olmaz.’’       

2. Kendinizle iletişim çok önemli. ‘’Sen bunu yeneceksin’’cümlesi yerine ‘’Ben bunu yaparım’’ demeyi öğrenin.

3. Yapacağınız hiçbir işi ertelemeyin. Bugünün işini yarın yapmak yerine yarının işini bugünden yapın.

4. Tam olarak neyi ne kadar, nerede ve nasıl elde etmek istiyorsunuz? Bunun üzerinde yoğunlaşın. Adrenalinizin arttığını ve sizi pozitif bir ruh haline soktuğunu göreceksiniz.

5. Başarılarınızdan bahsedin. Bu yolla diğer kazanmak istediklerinize doğru yürüyün.

6. Başarılı ve mutlu insanları taklit edin. Taklit ederken sizde başarılı ve mutlu olacaksınız.

7. Sağlığınıza dikkat edin. Spor, beslenme, dinlenme gibi. Bunlar arabaya konan benzinden farksız şeylerdir.

8. Kıyafetinize ve temizliğinize özen gösterin.

9. Sizi ilgilendiren işlerde kafası-kalbi ve midesi/ekonomik durumu aynı veya daha iyi olmayan kimseler hayatınıza müdahale etmesin. Buna da müsaade etmeyin.

10. Geleceği planlayın ve kendinizi gelecekte ulaşacağınız makam ve mevkide görün ve hissedin. Göreceksiniz, o makamdakiler gibi düşünmeye başlayacaksınız.

11. Sürekli olumlu cümle kurmaya çalışın. Bunun için olumlu düşünün. Bunun içinde, her şeyi güzel görün. Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen de hayatından lezzet alır.  

Dr. Ertuğrul İlker Gülşen 418 görüntülenme | 09 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir