Soru - Cevap

Taşıt sigortası yaptırmak caiz midir?

Taşıt sigortası yaptırmak caiz midir?
Taşıt sigortası yaptırmak caiz midir?

SORU

Bir kimse trafik kazası yaptığında sigorta şirketi kişinin zararını karşılamaktadır. Zararı oluşsun veya oluşmasın bir kişinin bu parayı almasının hükmü nedir? Bu parayı aldıktan sonra veya harcadıktan sonra yapılması gereken nedir? Allah sizleri mübarek kılsın.

CEVAP

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Günümüz ilim ehli; ticari sigortanın haram olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. Dolayısıyla bu konuda ittifakın dışına çıkan ve bu görüş dışında şaz görüş bildirenlere itibar etmemek gerekir. Çünkü bu görüşe sahip olan kimseler sahih naslara muhalefet etmektedirler.

Sigorta; kandırma, cehalet ve kumar içeren bir anlaşma biçimidir. Dolayısıyla Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu tür anlaşmaları yasaklamıştır. İşte bu tür bir sigortada; paranın ödenmesiyle birlikte bir kazanç beklentisi, bedelin verilmesi veya kaybetme ile yani ilahi kader’e göre meselenin sonucunun belirlenmesi söz konusudur.

Bu konu üzerine şer-i bir araştırma yapan ve bu konuya ilk olarak değinen “Reddül Muhtar ala-d dürül Muhtar üzerine haşiye yazan Hanefi Fukahasından İbni Âbidin olmuştur. İbni Abidin “Sukra” diye isimlendirdiği bu anlaşma biçiminin “haram” olduğu kanısına varmıştır.

Haram olmasına rağmen bu sigortayı yaptıran ve bir zarar söz konusu olduğunda, sigortadan para alınması hükmüne gelince; bu konuda günümüz âlimleri üç çeşit görüş bildirmişlerdir.

1.Kişi; sadece şirkete ödemiş olduğu parayı alır ve fazla parayı şirkete geri verir. Çünkü bu fazla parayı alması helal değildir. Çünkü hak etmiş olduğu miktar ödemiş olduğu miktardır ve dolayısıyla kişi ödemiş olduğu parayı geri almakla bu hakkını geri almış olmaktadır.

2.Kişi; şirkete ödemiş olduğu parayı alır ve fazlalığı şirkete bırakmaz. Çünkü fazla parayı şirkete bırakması haram hususunda şirketi destekleme ve yardım etme manasını taşır. Şirketten bu fazla parayı alan kimsenin almış olduğu bu fazla parayı sadaka olarak vermesi ve zimmetinden böylece çıkarması gerekir.

3.Kişi; sigorta şirketinin vermiş olduğu paranın hepsini alabilir. Hatta bu miktar şirkete ödemiş olduğu miktardan daha fazla olmuş olsa kişi yine de bu parayı alabilir. Fakat almış olduğu bu fazlalık zararın üstünde olmaması gerekir. Çünkü sigorta şirketi, sigortalının kendisine senelik olarak ödemiş olduğu sigorta karşılığı olarak zararı karşılamakla yükümlüdür.

Meydana gelen zarar karşılığında, para almanın haram olmasının terettüp ettiği sosyal ve iktisadi tehlikeleri oldukça büyüktür. Çünkü burada şer-i bir alternatifler mesela; Avakil sistemi ve zekât paralarının harcanmış olduğu; yolda kalmış, fakir ve borçlulara verilen paralar ve vacip olan nafakalar günümüzde yoktur. İşte bunların hepsi askıya alınmış sistemlerdir.

Dolayısıyla bu sistemlerin işletilmemesi birçok sıkıntı ve zorluğu da beraberinde getirmektedir ve nihayetinde insanların hak ve hukukları böylelikle kaybolmaktadır.

Şüphesiz bu günümüz birçok sorunlarından sadece bir tanesidir. Bir konunun haram olduğuna dair bir nas yoktur aynı zaman da açık bir şekilde haram olduğuna dair açıklama da mevcut değildir. Bilakis haram olması zannî ise ve nihayetinde haram ve helal olması eşit seviyede hatta haram olma yönü daha ağır basıyor olmuş olsa dahi böyle durumlarda fetva vermek ancak vakıayı iyi bilmeye ve birçok hassas ve ince araştırma yapmaya bağlıdır. Ayrıca bununla birlikte insanlarında bu gibi sigortaları yaptırmaları mecburi bir hal almıştır. Hatta arabasının ruhsatı bitmiş olan bir şoför, şayet bir kaza yapmış olsa ve büyük bir facia ile karşı karşıya gelmiş olsa ve özelliklede yapmış olduğu kaza bir kişinin ölümüne sebebiyet vermiş olsa bu gibi hallerde insanların yüzde doksanı bu büyük kazaların sebep olmuş olduğu sorumlulukları kaldıramaz olmuşlardır.

Özellikle şu şeriat nizamının tamamen yürürlülükten kaldırılmış olduğu şu ortamda başına böyle bir hadise gelmiş olan kimse bu zararı kaldıramaz hale gelmiştir. Şayet yardımlaşma, gönüllü olarak katkıda bulunma esaslarına dayanan bir sigorta türü olmuş olsa hiç tereddüt etmeden ticari sigortadan alınacak paranın haram olduğunu söyleriz.

İşte bu ve diğer tür sigortalar Mustafa Zerka ve benzerlerinin mubah olduğunu söylemiş ve insanları davet etmiş olduğu sigorta türleridir. Fakat ifade etmek gerekir ki bazıları bu çeşit sigortadan hayat sigortasını istisna etmişlerdir.

Nitekim bu sistemlerde toplum fertlerinin rahat bir hayat sürmesi ve kalplerinin sükûnet bulması için bu gibi sigortalara ihtiyaç duyulmaktadır. Kuşkusuzu bunun için İslam bu gibi ihtiyaç ve çıkarları gözetmiş ve bu nedenle birçok hüküm ve sistemleri meşru kılmıştır. Fakat maalesef İslam şeriatının koymuş olduğu bu hükümler ve sistemler İslam şeriatın yeryüzünden yürürlülükten kalkmasıyla kaybolmuştur.

Uzun bir araştırma sonucunda bu konu hakkında bana göre tercih edilen görüş şudur; Bu gibi zararlar karşılığında kişinin para alması gerekli bir ihtiyaç ve olmazsa olmaz bir hal almıştır.

Özelliklede günümüz sistemleri ve kanunları bu gibi sigortaları mecbur kılmakta ve bazen kişi bir sene iki sene sigorta ödemekte ve başına hiçbir trafik kazası gelmemektedir. Dolayısıyla kişinin zarar karşılığında almış olduğu bu para, zamanında kendisinden zorla alınmış olan paranın bir kısmını geri alması anlamına gelmektedir.

Aynı şekilde geri alınan bu para, kişinin başına kat-i olarak bir fiil gelmiş olan zararın def edilmesi ve bir yaranın sarılması anlamını taşımaktadır. Zaten bu alınan para da ne bir lüks yaşam ve nede daha modern bir hayat için kullanılmamaktadır.

Sigortadan alınan bu paranın haram olduğuna dair, bu konu hakkında hiçbir nas yoktur. Aynı zamanda fıkıh kaidesinde şöyle denmektedir; “Şayet ihtiyaç umumi olursa zaruret hükmünü alır” “Zaruretler yasak olan şeyleri mubah kılar”

Ayrıca burada şunu vurgulamak gerekiyor;  ticari sigorta haramdır. Fakat meselenin ihtiyaç boyutu düşünüldüğünde bu para alınabileceği yönündedir.

Hatta soruyu soran kişinin sormuş olduğu soruda; Meselenin haramlılığı zannidir fakat meselenin haram olma yönü daha ağır basmaktadır. Hatta bazı kimseler sitem olarak bunun helal olduğu yönünde fetva vermişlerdir.

Fakat meydana gelmemiş bir hadise için, para almak için kandırma, aldatma, yalan söyleme ve sahtecilikle yapma kuşkusuz haramdır.

Zira bu insanların paralarını batıl bir yol ile yemedir.

Darul küfür de, harbi bir kimseden; Hanefiler, kandırma ve aldatma olmaksızın fasit bir anlaşma ile mesela; faiz veya kumar yolu ile malının alınabileceğini söylemiş olsalar bile ilim ehli kimseler darul küfür de harbi olan bir kimsenin kandırarak, yalan söyleyerek veya aldatarak malını almanın haram olduğunu söylemişlerdir.

Bu konu ile ilgili olarak uyarı ve bir not;

Bazı memleketlerde, şer-i ölçülere uygun, fıkıh mecmuasının koymuş olduğu şartları yerine getiren İslami yardımlaşma sigortası şirketleri mevcuttur. Memleketinde bu tür bir çalışma sistemine sahip olan bir sigorta şirketi var ise, kişinin öncelikle yapması gereken bu tür şirketleri seçmesidir.

Hatta fakihler arasında, bu şirketlerin çalışma sistemleri hakkında ictihadi ihtilaflar olmuş olsa dahi bu tür şirketlere yönelmesi gerekir. İslam şeriatında asıl olan zararı en az olan ve şeriata en yakın olanın seçilmesidir. Allah en doğrusunu bilendir.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.



Ebu Muhammed Eş-Şami 597 görüntülenme | 06 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir