Makale

Teslim Olan Hayatlar - Ebu Ubeyde Bin Cerrah

Teslim Olan Hayatlar - Ebu Ubeyde Bin Cerrah
Teslim Olan Hayatlar - Ebu Ubeyde Bin Cerrah

“Mutlak hakikatin yegane mumessili olan Hz. Kur’ân’ı inzâl buyurarak insanlara dünya ve ahiret saadetinin  kapısını açan Cenâb-ı Hakk’a hamd-ü senalar, bu mübarek Kitab’ı tebliğ eden Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e salât-u selâm olsun”

    583 yılında Medine’de tüccar bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Babasının adı Abdullah, annesinin adı ise, Ümm-i Ğanem Ümeyye bint-i Câbir’dir. Ailesi Kureyş’e bağlı Beni Haris kabilesine mensuptu. İslam’dan önceki yaşamında Kureyş’te saygı değer bir kişiydi. Araplar arasındaki nâdir okuma-yazma bilenlerden biriydi asıl ad Amir b. Abdullah b. el-Cerrah’tır. Cerrah ismi dedesinin adıdır. Nesebi, Rasûlullah(sav)’ın nesebiyle dedelerinden Fihr’de birlesir.

   Hz. Peygamber (a.s.m.), “Her ümmetin bir emini vardır. Bu İslam ümmetinin de emini Ebû Ubeyde bin Cerrah’tır”    ( Tirmizî, Menâkıb: 33.)

 Buyurarak onu övmüştü. Hatırlanacağı üzere, Peygamberimize verilen bir lakap da “el-Emîn” idi. Bu hadisiyle Pey­gamberimiz, kendisine ait bir sıfatı Ebû Ubeyde’ye vermiş oluyordu. Nitekim Ebû Ubeyde’nin Müslümanlar arasında lakabı “Eminü’l-Ümme” idi.

     Araplar arasındaki nâdir okuma-yazma bilenlerden olan Ebû Ubeyde bin Cerrâh ve arkadaşları Osman bin Maz’ûn, Ubeyde bin Hâris, Abdurrahman bin Avf, Ebû Seleme, Hazret-i Ebû Bekir’in vâsıtasıyla, Resûlullahın huzûrunda Müslüman oldular. 

   Hazret-i Ebû Ubeyde, Hazret-i Ebû Bekir’in vâsıtasıyla îmâna gelenlerin onuncusudur. Îmâna geldiğinde genç yaştaydı. O günden, vefâtına kadar malıyla, mevkisiyle ve canıyla İslâmiyeti yaymak için çalıştı. 

   Müslüman olduğunda genç yaşta baba ocağından ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Müşrik babası, onu eve koymuyordu. Ailesiyle birlikte çok zor şartlar al­tında dinini yaşamaya çalıştı. Habeşistan’a hicret yolu açıldığında müşriklerin eza ve cefasından kurtulmak için oraya hicret etti. Daha sonra da Medine’ye hic­ret ederek Resûl-i Ekrem’e (a.s.m.) kavuştu. Resûl-i Ekrem Efendimiz, Muha­cirlerle Ensar’ı kardeş yaptığında Ebû Ubeyde’nin Medinelilerden kardeşi Sa’d bin Muâz’dı.

Cesur bir sahabi ve kahraman bir mücahit olan Hz. Ebû Ubeyde, bütün savaş­larda Peygamberimizle birlikteydi. “İslam’ın en mühim savaşı” olan Bedir’de üs­tün gayret sarf etmişti. Kendisi müminlerin safında, babası Abdullah da müşrik­lerin arasındaydı. Babasıyla karşı karşıya geldi. Babası peşini bırakmıyordu. Öldürmek için fırsat kolluyordu. Ebû Ubeyde ise, müşrik babasının kanını dök­memek için değişik yerlere geçiyordu. Fakat bir türlü elinden kurtulamıyordu. Nihayet babasını dinine feda etti.

Uhud Savaşı’nda müşrikler Resûl-i Ekrem Efendimizin üzerine hücum et­mişler, yüzünü yaralamışlar, mübarek dişlerini kırmışlardı. Peygamberimizin miğferinden kopan iki halka yüzlerine batmıştı. Hz. Ebû Ubeyde, Re­sû­lul­lah’ı bu hâlde görünce dayanamamış, Peygamberimizin yüzüne batan halkaları dişle­riyle çekerek çıkarmıştı. Bu yüzden ön dişlerinden ikisi kırılmıştı.

Daha sonra Resûl-i Ekrem’le birlikte bütün gazalara katıldı. Her birinde üstün fedakârlık numuneleri sergiledi.

Ebu Ubeyde(ra), uzun boylu, zayıf, hafif sakallı, dişleri seyrek kesici dişleri düşmüş, güzel yüzlü, züht ve takva hükmeden, itaatkâr, zekî, uysal, uyumlu, merhametli idi.

Takdim edilen makamları bile elinin tersiyle itebilen bir insandı. Hz Aişe’nin ifadesiyle, ashab arasında Hz Ebu Bekir ve Hz Ömer’den sonra Nebiler Serveri (sas)’nin en çok sevdiği kişi olan Ebu Ubeydedir.

Hz. Ebû Ubeyde, idaresi, dirayeti, üstün aklı ve zekâsı ile, ümmet arasında temayüz etmişti. Hz. Ömer kendisinden sonra halifeliğe en layık kimse olarak Ebû Ubeyde’yi görüyordu.

Hz. Ebû Bekir’in hilafete geçmesinden sonra Ebû Ubeyde Hazretleri, Şam ve civarının fethi için vazifelendirildi. Başta Humus ve Şam olmak üzere Antakya’ya kadar olan yerleri, Hz. Ebû Ubeyde’nin kumandasındaki İslam mücahitle­ri fethetti. Daha sonra Kudüs’ü muhasara eden Ebû Ubeyde, Kudüslüleri sulhe razı etti. Fakat Kudüslüler barış akdinin Hz. Ömer’in bulunmasıyla mümkün olacağını söylediler. Medine’ye haber gönderen Ebû Ubeyde, Hz. Ömer’i davet etti. Hz. Ömer de yerine Hz. Ali’yi vekil bırakarak Kudüs’e varmak için yola çıktı. Günler süren meşakkatli yolculuktan sonra Kudüs’e vardı. Kudüs’ün anahtarını teslim aldı.

634 yılında, Humus’ta Roma İmparatoru Heraklius’un muazzam ordusuna karşı Ebû Ubeyde, Yezid b. Ebî Süfyan, Surahbil, Amr b. el-Âs ve Halid b. Velid gibi kumandanların orduları birleşerek Ecnâdin’de savaştılar. Müslümanlar üç bin şehit vererek burayı fethettiler. Ebû Ubeyde(ra) Hz. Ömer(ra)’in emriyle Humus’a yerleşti.

Yermük savaşında Müslümanlar inançlarıyla dev gibi Roma ordusunu korkunç bir yenilgiye uğrattı.

Yermuk savaşında önüne konulan soğuk su ve taze ekmek olan sofrayı askerlerimde soğuk su ve taze ekmek yemiyor ben nasıl yerim deyip kaldırtmış, kızgın kumun üzerine oturup askerin yediği sıcak suyu ve kuru ekmeği yemiştir.

Ebu Ubeyde (ra) mal ve mülke rağbet etmeyerek sade bir hayat sürdü.

Bir gün, Resulullah (sav)’ın ardında namazını eda edip sohbetine katılmadan koşa koşa evine gitmesi Peygamberimiz(sav)’in dikkatinden kaçmamıştı.

Yolda karşılaştığı Ebu Ubeyde’ye (ra) sorar;

“Ya Ubeyde niçin sohbetimizde bulunmuyorsun namaz biter bitmez gidiyorsun?”

“Anam babam sana feda olsun ey Allah’ın Resulu(sav) giyecek bir tek entarim var hanımımın giyecek bir şeyi yok entarimi çıkarıp ona veriyorum oda namazlarını eda edebiliyor sebebi budur.”

Bu sözler üzerine iki cihan serveri Efendimiz(sav) gözyaşlarını tutamadı.

Sabret Allah yakında sizleri mükâfatlandıracaktır deyip ona entarilerinden birini hediye etmiştir.

Ebu Ubeyde(ra)’nin çadırına giren Hz. Ömer(ra), çadırda kılıç, kalkan ve mızraktan başka bir şey göremeyince, ona niçin evde kullanılabilecek eşyalar almadığını sormuş, Ebu Ubeyde de,

“Ey Müminlerin Emiri! Onlar rahat ve rehavetimizi, dünyaya bağlılığımızı artırır” buyurmuş

Hazreti Ömer(ra)’de

“Dünya herkesi değiştirdi, yalnız seni değiştiremedi” demiştir.

Hz. Ebû Ubeyde çok sade bir hayat yaşardı. Onun bu husustaki ölçüsü, Pey­gam­be­ri­mizin, “Sizden en çok sevdiklerim ve en yakınlarım, bana benden ayrıl­dıkları hâl üzere ulaşanlardır.” hadisiydi.   (Müsned, 1: 196)

Hz. Ömer, halifeliği sırasında Şam ve civarında çıkan veba hastalığını yerin­de görüp incelemek üzere Şam’a gitmişti. Etrafına toplanan şehrin ileri gelenle­rinden, “Kardeşim Ebû Ubeyde nerede?” diye sorduğunda, “Şimdi gelir.” dedi­ler. Az sonra Ebû Ubeyde bir deve üzerinde geldi.

Hz. Ömer, Ebû Ubeyde Hazretleri’ne, kendisini evine davet etmesini söyledi. Valinin yaşayışını gözleriyle görmek istiyordu. Birlikte eve geldiler. İçeriye gi­ren müminlerin emîri, evin içinde kılıcı, zırhı ve birkaç parça da ev eşyasını gördü. Bunun üzerine Hz. Ömer, “Senin bunlardan başka bir şeyin yok mu?” di­ye sorunca, “Bunlar benim ihtiyacım için kâfidir.” diye cevap verdi. Gözleri yaşla dolan Hz. Ömer, “Ey Ebû Ubey­de, dünya herkesi değiştirdi, ama seni de­ğiştiremedi.” buyurdu. ( İsâbe, 2: 254; Üsdü’l-Gàbe, 3: 85.)

Ebû Ubeyde (r.a.) her bakımdan fazilet timsali bir sahabiydi. Allah’tan çok korkar, Resûl’ünün sünneti üzere hareket ederdi. Onun bütün hareketlerinde Al­lah korkusu hâkimdi. Son derece mütevaziydi.

Hz. Ebû Ubeyde son derece cömertti. Elinde avucunda ne varsa muhtaçlara dağıtırdı. Bir defasında Hz. Ömer kendisine 4000 dirhem göndermişti. Elçi­ye de, “Dikkat et, bakalım parayı ne yapacak?!” diye tembih etti. Elçi parayı teslim ettiğinde Hz. Ebû Ubeyde bütün parayı muhtaçlara dağıttı.

Vazifesine bütün canıyla bağlı olan ve Re­sû­lul­lah sevgisiyle coşan Ebû Ubeyde (r.a.), idaresi altındakileri öz evlatları gibi gözetirdi. Onun merhamet ve şefkati sadece Müslümanları değil, idaresi altında bulunan Hıristiyanları dahi içine almıştı. Bu sebeple Hıristiyanlar da ona hizmet ederler, düşman hareketle­rini kontrol ederek ona malumat verirlerdi.

Ebû Ubeyde bin Cerrâh hazretleri, sağ iken, Cennet ile müjdelenen on Sahâbîden biridir. “Ümmetin Emîni” lâkabıyla övülen yüce sahabedir. Bütün gazâlarda bulundu. Çok kahraman idi. 

Peygamber efendimizin şu hadîs-i şerîfleriyle şereflendi: 

- Ebû Bekir Cennettedir. Ömer Cennettedir. Osman Cennettedir. Ali Cennettedir. Talha Cennettedir. Zübeyr Cennettedir. Abdurrahman İbni Avf Cennettedir. Sa’d ibni Ebî Vakkâs Cennettedir. Sa’îd İbni Zeyd Cennettedir. Ebû Ubeyde ibnil Cerrâh Cennettedir.

Ebu Ubeyde 638 yılında elli sekiz yaşında iken seferde vebadan ‘şehit olarak’ vefat etmiştir. Cenaze namazını savaş alanında, yerine vekil olarak bıraktığı, Hz. Muaz b. Cebel kıldırmıştır.

Şerefli bedeni Ürdün’ün Beysin bölgesinde, kendi adıyla anılan köyde bulunmaktadır.

Vefatında hanesinde ancak silah, bir koyun postu ve bir su testisi bulunmuştur.

Allah kendisinden razı olsun bizleri onun şefaatini nasip etsin . Amin . . . ! ! !

DAVAMIZIN SONU OLAN ALLAH’A HAMD OLSUN

Huzeyfe Polat 741 görüntülenme | 09 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir