Makale

Tevazu

Tevazu
Tevazu

Şüphesiz hamd, Allah içindir. O’na hamd eder, O’ndan yardım ve mağfiret dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülerinden O’na sığınırız. Allah kimi hidayete erdirirse, onu saptıracak yoktur! Kimi de saptırırsa onu hidayete erdirecek yoktur!

Tevazu İslamın Müslümanlara kazandırdığı ve tavsiye ettiği en önemli ahlaklardandır 

Sözlükte “kendi itibar ve derecesini düşük görmek, birine boyun eğmek” anlamındaki ‘vaz‘ kökünden türeyen tevâzu kibrin karşıtı olup kişinin başkalarını aşağılayıcı duygu ve davranışlardan kendini arındırmasını ifade eder. 

Kuran-ı Kerim’de tevazu birçok farklı kelimeyle ifade edilmiştir. Bunlardan biri; “hevn”dir. Hevn kelimesi, başka ayetlerde, değer vermenin zıddı; hor ve hakir kılmak manasında da kullanılmıştır.

وَمَن يُهِنِ اللَّهُ فَمَا لَهُ مِن مُّكْرِمٍ إِنَّ اللَّهَ يَفْعَلُ مَا يَشَاء

 “…Allah, kimi alçaltırsa(yuhin) ona saygınlık kazandıracak hiçbir kimse yoktur. Şüphesiz Allah, dilediğini yapar.Hacc,18)

Buna göre hevn, kendini yüksek görmemek, alçak gönüllülük, sakinlik, yumuşak huyluluk ve ağırbaşlılık anlamlarına gelir. 

وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

“Rahman'ın(has) kulları onlardır ki, yeryüzünde hevn (tevazu) ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attığında (incitmeksizin) "Selam!" derler, (geçerler)” (Furkan, 63)

İbn-i kesir tefsirinde hevn, alçak gönüllülük olarak açıklanmış ve şu ayet buna delil olarak gösterilmiştir: 

وَلاَ تَمْشِ فِي الأَرْضِ مَرَحًا إِنَّكَ لَن تَخْرِقَ الأَرْضَ وَلَن تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولاً 

“Yeryüzünde kibirlenerek yürüme. Şüphesiz ki sen, ne yeri yarabilirsin, ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.” (İsra; 37)

Elmalılı Hamdi Yazır da, “Mağrur, kibirli, saygısız, kaba ve haşin değil; sükûnet ve vakar ile alçak gönüllü bir şekilde terbiyeli, nazik ve yumuşak yürürler. Etraflarını sıkıntıya sokmaz, eza vermez, sendeler gibi gitmez, hesaplı, saygılı, merhamet tavrıyla güven ve huzur yayarak giderler.” İfadeleriyle yorumlamıştır. 

Kuran-ı Kerim’de hevn kavramının zıddı ise, şu ayette ifade edilen haldir:

وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ مَرَحًا إِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ

“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüneni sevmez” (Lokman, 18)

Peygamberimiz bu özelliği hem bizzat üzerinde taşımış, hem de sözleriyle tavsiye etmiştir:

Enes(RA) : Resulullah (sav)'dan daha sevgili kimse yoktu. Buna rağmen Aleyhissalatu vesselam'ı gördükleri zaman ayağa kalkmazlardı, çünkü O'nun bundan hoşlanmadığını biliyorlardı. (Tirmizi,edep,13)

‘’Hıristiyanların Meryem oğlu İsa’yı aşırı bir şekilde övdükleri gibi beni de övmeyin. Ben ancak bir kulum ve (benim için) Allah’ın kulu ve elçisidir, deyin."

(buhari,enbiya,48)

Ebu Hureyre (R.A.) den rivayet edildiğine göre Resulullah (SAV) şöyle buyurmuştur:

‘’…Allah için tevazu gösteren kişiyi Allah ancak yüceltir.’’(MUSLİM,BİRR,69)

Mücaşioğlları’nın kardeşi İyaz b. Hımar anlatıyor: ‘’Resulullah (sav) bir gün hutbe vermek üzere aramızda ayağa kalktı ve şöyle buyurdu : ‘’Allah bana ; mütevazı olup birbirinize karşı övünmemenizi ve birbirinize karşı hadddi aşan davranışlarda bulunmamanızı vahyetti.’’ (Müsli, Cennet ,64)

Ebu Hureyre’nin naklettiğine göre Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur;

‘…Müslüman kardeşini küçük görmesi,kişiye kötülük olarak yeter…’’

(Müslim,Birr,32)

Hicretin üzerinden sekiz yıl geçmişti. Savaşa gerek kalmadan Mekke’yi fetheden oldukça kalabalık Müslüman ordusunun başında Hz. Muhammed (sav) vardı. O, bu şanlı zaferin büyüsüne kapılmamış; mübarek şehir Mekke’ye mağrur bir komutan edasıyla değil Allah’ın verdiği bu nimete şükretmenin bilinciyle başının önüne eğerek girmişti (İbn Hişam, Siret, V , 63)

Genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle Mekke halkı , Safa tepesinde Resulullah’a bağlılıklarını bildiriyor ve insanlar bölük bölük Allah’ın dinine giriyorlardı. Biat etmek üzere yanına gelenlerden biri onunla konuşmaya başlamıştı. Fakat bu büyük insanla karşı karşıya gelmek ve onunla konuşmak kendisini o kadarheyecanlandırmıştı ki titremeye başladı . Bunu gören Hz. Peygamber (sav) ‘’Sakin ol! Ben  bir kral değilim (Güneşte) kurutulmuş et yiyen bir kadının oğluyum.’’ Diyerek onu rahatlattı.

(İbn Mace, Et’ıme,)

Hayatının en görkemli sahnesinde dahi kibre kapılmayarak tevazudan ayrılmayan Allah Resulu bu davranışıyla bir insanlık dersi vermiş; ashabına da aynı tavrı sergilemeleri gerektiğini bildirmiştir. Onlara ‘’Allah birdir!’’ dedikleri için kendilerini akıl almaz işkencelere maruz bırakan ve aciz bir şekilde öz vatanlarını terk etmeye mecbur bırakan müşriklere galip geldikleri bu büyük günde büyüklenmemeleri gerektiğimi şu sözleriyle hatırlatmıştır :

‘’Ey İnsanlar! Allah sizden cahiliye gururunu ve atalarla övünme adetini gidermiştir… İnsanlar Adem’in çocuklarıdır ve Allah Adem’i topraktan yaratmıştır…’’ (Tirmizi,Tefsiru’l-Kur’an,49)

İslam bir yandan kişiyi kibirden olabildiğince uzaklaştırmayı hedeflerken bir yandan da onu ruhuna alçakgönüllülüğü yerleştirmeye çalışır

.Zira,

‘’Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer)ler.’’(Furkan 25/63)

 Mü’min ; ihtiyaç sahibi kimselerin varlığını hesaba katarak yaşar, israfa kaçma korkusu ve lüks yaşamanın  kendisine anlamsız bir  gurur vereceği endişesiyle mütevazı bir hayatı tercih eder . Bu nimetinden dolayı, imkan olduğu halde yalnızca Allah’ın rızasını gözeterek kıymetli ve gösterişli elbiseler giymeyi terk eden kişinin ,kıyamet gününde herkesin gözleri önünde iltifata tabi tutulup cennet elbiselerinden dilediğini giymekle ödüllendirileceği ifade edilmiştir(Tirmizi,Sıfatü’l-kıyame,39)

Resulullah cennet ehlinden şöyle bahsetmiştir:

Hârise İbni Vehb radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittim dedi:

“Size cennetlikleri bildireyim mi? Onlar hem zayıf oldukları hem de halk tarafından zayıf görüldükleri için kimsenin önemsemediği ve fakat şöyle olacak diye yemin etseler, isteklerini Allah’ın gerçekleştireceği kimselerdir.

Size cehennemliklerin kimler olduğunu söyleyeyim mi? Katı kalpli, kaba, cimri ve kurularak yürüyen kibirli kimselerdir.” (Buhârî, Edeb 61)

Alçak gönüllü olmanın bir yücelme sebebi olduğu da şöyle ifade edilmiştir 

‘’…Allah için tevazu gösteren kişiyi Allah ancak yüceltir.’’(Buhari,Birr,69)

Kişinin Allah tarafından yaratıldığını, içinde bulunduğu nimetlerin Allah’a ait olduğunu bilmesi bu bilinçle Allah’ın rızasını kazanmaya çalışması mütevazi kişilerin özelliklerindendir.

Allah Teala mütevazi kişileri müjdelemiş onlar hakkında şöyle buyurmuştur:

الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِرِينَ عَلَى مَا أَصَابَهُمْ وَالْمُقِيمِي الصَّلَاةِ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ

‘’…Alçak gönüllüleri müjdele! Onlar, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperen, başlarına gelen musibetlere sabreden, namazı dosdoğru kılan ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir.’’ (Hac 22 /34-35)

Mütevazi kişi üstünlüğün ancak takva ile olduğunu bilir;

يَا أَيُّهَا النَّاسُ إِنَّا خَلَقْنَاكُم مِّن ذَكَرٍ وَأُنثَى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَائِلَ لِتَعَارَفُوا إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِندَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ إِنَّ اللَّهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ

 ‘’Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.’’ (Hucurat 13)

Mütevazi kişi amellerin ancak niyetlerle değer kazandığını bilir;

“Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Rasûlu (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Rasûlu içindir. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret etmişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir.”

(Buhârî, Bedu’l-Vahy, 1)

Mütevazi kişi insanları küçümsemez; onlarla Allah Teala’nın emrettiği şekilde kırgınlık , kıskançlık ve küskünlükten uzak, sevgi ,saygı dayanışma ve yardımlaşma içerisinde kardeşçe yaşar.

‘’Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla din kardeşi ile dargın durması helâl olmaz.’’

(Buhârî, Edeb, 57, 58.)

 İslam tevazu ve vakar sahibi olmayı teşvik etmekle beraber, bu hususta aşırı gitmeyi yasaklamıştır.

 Alçakgönüllülük hakaretlere, adi davranışlara tahammül göstermek, aşağılamalara razı olmak değildir.Zira Mümim hem kendisinin hemde Müslüman kardeşinin saygınlığını ve serefini korumakla memurdur;

مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمً

‘’Muhammed, Allah’ın Resûlüdür. Onunla beraber olanlar, inkârcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rükû ve secde hâlinde, Allah’tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat’ta ve İncil’de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkârcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükâfat vaad etmiştir.’’

(Fetih-29)

Alemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.

Muhammed El Ferec 401 görüntülenme | 09 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir