Soru - Cevap

Vergi dairesinde çalışmak caiz midir?

Vergi dairesinde çalışmak caiz midir?
Vergi dairesinde çalışmak caiz midir?

SORU

Vergi dairesinde çalışmak caiz midir?

CEVAP

Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Zamanımızda vergi dairelerinde çalışmak caiz değildir. Çünkü böyle bir işte çalışmak insanların üzerine musallat olmuş, zulmeden bir yönetime yardım etmek manasına gelir. Dolayısıyla böyle bir konuda yönetime yardım etmek caiz değildir.

“İyilik ve takvada birbirinizle yardımlaşın. Günah ve düşmanlıkta yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Allah, cezası çok şiddetli olandır.” (Maide, 2)

Şeyhul İslam İbni Teymiye Mecmu Fetava’da 28/284 de şöyle demektedir; bir kişinin zulme yardımcı olması caiz değildir.

Yardım etmek iki çeşittir;

Birincisi; İyililik ve takva üzerine yardım etme. Cihad, Allahın hadlerinin(cezalar)ikamesi, hak ve hukukun yerine getirilmesi ve müstahak olanlara verilmesi gibi yardım etmeler, işte bu tür yardımlaşmalar, Allah’ın ve Rasûlünü (sallallahu aleyhi ve sellem) emretmiş olduğu yardımlaşma türündendir. 

İkincisi; Düşmanlık ve günah üzere yardım etme. Bu öldürülmesi helal olmayan bir kimsenin öldürülmesin de yardımlaşma, alınması helal olmayan bir malın alınmasında yardımlaşma, müstahak olmayan bir kimseye vurmada yardımlaşma türünden olan yardımlaşmalardır. İşte Allah ve Rasûlünün (sallallahu aleyhi ve sellem) haram kılmış olduğu yardımlaşma türü budur.

Bir kimsenin malının alınması helal değilse o kimsenin malının alınması caiz değildir. Ancak kişinin kendisinin vermesi bundan müstesnadır. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bu konuda şöyle demektedir; “Bir kişinin malını almak helal olmaz ancak kişinin kendi gönlünden vermesi müstesnadır.”

Vergi dairelerinde çalışmanın haramlılığına delalet eden bir diğer delil ise, Rasûlullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) zina etmiş olan, Ğamidiyye adlı kadının recmedilmesi hakkında şöyleymiş olduğu şu sözdür;"Bu kadın öyle bir etti ki, bu tevbeyi vergi toplayan bir kimse etseydi şüphesiz Allah onu bağışlardı"

İmam Nevevi hadisde geçen “Meks/vergi sahibi ” hakkında şöyle demiştir; Vergi almak günahların en kötüsü ve masiyetlerin en çirkinidir. Çünkü vergi alma meselesinde; insanların vergileri alan kimseden alacak haklarının çoğalması ve mazlumluklarının çok büyük olması vardır. Bunun yanında be meselede; her zaman belirli aralıklarla insanların mallarının alınması söz konusudur.

Aynı zamanda insanların haklarının çiğnenmesi, haksız olarak insanların malının ellerinden alınması ve gereksiz yerlere verilmesi söz konusudur. Hadiste geçen “Meks/vergi sahibi” kelimesinin anlamı; insanlardan alınması zorunlu olan vergilerdir.

Sözlükte ise bu kelime; eksiklik ve zulüm anlamına gelir. Cahiliye de ise “meks” pazarda malını satan kimseden alınan dirhemlerin adıdır. “En Nihaye” adlı eserde; “Meks”;Vergi toplayan kimsenin almış olduğu vergidir. “Şerh Es Sünne” adlı eserde; hadiste geçen “Meks sahibi” Tüccarlardan öşür adı altında alınan vergidir. Şevkani, “Neylül evtar” adlı eserinde şöyle demektedir; hadiste geçen “vergi alan kimse” vergi toplamakla görevli olan ve insanlardan haksız yere vergiyi alan kimsedir.

“Metalib Ülin Nüha” adlı eserin yazarı 2/619; İnsanlardan öşür alınması, şer-i ölçülerin dışında kralların haksız yere insanlardan vergi alması haramdır. Bu konuda icma vardır. Kadı iyad şöyle demektedir; bu gibi konularda ictihada yer yoktur, bu konular da ictihad yapılmaz. Hafız Münziri; zamanımızda bunlar öşür adı altında insanlardan vergi almaktadırlar. Ayrıca bunun dışında da başka isimlerle vergi almaktadırlar. Oysa bunların almış oldukları haram ve suhttur. Bu vergileri alan kimseler, karınlarına ateş doldurmaktadırlar. “…Allah hakkında tartışanların delilleri Rableri katında geçersizdir. Onlara bir gazap ve onlar için şiddetli bir azap vardır.” (Şura, 42)

İşte bu nakillerde bahsi geçen vergiler, şu günümüzde yönetimlerin insanlardan farklı isimler adı altında almış oldukları vergilerdir. Şayet bunların gücü yetse güneşten ısınmaya, insanların nefes almış oldukları havadan dahi vergi almaya kalkışacaktırlar. İbni Teymiye, Siyase Eş şer-iyye adlı eserinde şu anlamda ki sözlerine kulak verelim; yolculardan kişi başına, hayvan başına alınan, yüklere alınan vb. şeylerden alınan her şeyin ismidir “meks”. İşte bunları toplayan kişilere de “mekkas” Yani vergi toplayanlar denilir. İşte bu insanlara, yol kesenlerin, hırsızların cezası verilecektir. Hâlbuki bu kimseler yol kesmemektedirler. Böyle olmasına rağmen bu kimseler kıyamet günü yol kesenlerden daha şiddetli bir azaba maruz kalacaklardır.

Bunun için Peygamber Efendimizi (sallallahu aleyhi ve sellem) Ğamidiyye hakkında; “Bu kadın öyle bir etti ki, bu tevbeyi vergi toplayan bir kimse etmiş olsaydı şüphesiz Allah onu bağışlardı" demiştir. Bir bedel ödemeksizin, insanlardan haksız olarak alınan, sanki yol kesen kimselerin insanlardan ğasp etmiş oldukları gibi insanlardan toplanan mallar hakkında bir kısım hükümet hocaları/şeyhleri “Vergi; caizdir ve bunda bir sakınca yoktur” demesi ve böyle bir iddia da bulunurlar ve sözlerine şöyle devam ederler; bu devletlerin insanlardan almış oldukları vergiler; insanlara yol yapımı, köprü yapımı, hastaneler, eğitim vb yerlerde kullanmaktadır dolayısıyla bu vergiler meşrudur demektedirler. Hatta bu hükmet hocaları daha da ileri giderek; bu devletlerin insanlardan almış oldukları vergi diye bile isimlendirilmez derler. Bundan dolayı vergi kaçırmak caiz değildir ve vergi ödemek bir görevdir derler.

Şüphesiz bu hükümet hocalarının basiretleri körelmiş ve bunlar vakıayı görememektedirler. Dolayısıyla bunların tutmuş oldukları usul, öyle bir yanlış usuldür ki, bu usul gereği bu ve benzeri konularda kendilerini birçok yanlışlara ve hatalara düşmektedirler. Şu günümüz devletlerinin, insanlardan toplamış oldukları vergileri harcadığı yerlere baktığımızda, mesele bu müftü kılıklı kimselerin söylemiş ve iddia etmiş oldukları gibi değildir. Çünkü bu vergiler bahsedilen yerlere gitmemektedir. Bu toplanan vergilerin çok az bir kısmı söylemiş oldukları yerlere harcanmaktadır. Geri kalan vergiler ise yöneticilerin ve hükümetlerin kendi istekleri doğrultusunda harcanmaktadır. Bunlar ise aynı rabbimizin buyurduğu; "… Şüphe yok ki kâfir olanlar, mallarını ancak halkı Allah yolundan alıkoymak için harcarlar.” (Enfal, 36)

Şayet biz bu müftü kılıklı kimselerin söylemiş oldukları gibi “İnsanlardan toplanan vergiler, harcanması gereken yerlere harcanıyor” bu sözlerini kabul etmiş olsak. Bu insanlardan toplanan, ğasp edilen vergiler haksız olarak ve insanların gönlü ve rızası olmadan alınan vergilerdir. Dolayısıyla bunlar bir sadaka ve ya insanların kendi istekleriyle vermiş oldukları paralar değildir ki, bu paralar kamu yararına kullanılsın ve köprüler, hastaneler, yollar ve eğitim için harcanabilsin. Allah Rasûlü’nün (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurduğu gibi; “Bir kişinin malı helal olmaz ancak kim kendi gönlünden verirse bu müstesnadır.” Diğer bir hadisi şerifte; “Ey insanlar! Sizlerin mallarınız, canlarınız aynı bu gününüzün haram olduğu gibi ayınızın haram olduğu gibi ve bu beldenizin haram olduğu gibi aynı şekilde size haramdır.”

Arzu ve isteklerden başka hiçbir dayanağı olmayan, bu tür fetvaların tek dayanağı yönetimleri kendilerinden hoşnut kılmak, insanların haklarını çiğneterek yönetimlerin zulümlerini insanlara musallat etmek ve yönetimlerin insanlardan toplamış oldukları bu vergilere meşruiyet kazandırarak bir takım isimler altında insanlardan mal toplamak yatır. Bundan Allaha sığınırız… İslam uleması; insanların kullanmış olduğu-yol-köprü-hastane gibi giderlerin, meşru gelirleri olduğunu ve bunların; vakıf malları, sadaka, fey ve bulunan hazineler, cizye vb… şeyler olduğunu söylemişlerdir. Bu gelir kaynakları içerisinde insanlardan haksız yere, gönülleri ve rızaları olmadan toplanılan vergi türü şeyler yoktur. Nitekim insanların kullanmış oldukları şeyleri yapmakla devletler ve hükümetler sorumludur. Bu tür işler veliyyül emrin yani yöneticinin yapması gereken işlerdir diğer insanların yapması gereken işlerden değildir. Mevcut hükümetler Allah’ın şeriatına dönmüş olsalar ve Allah’ın hükümleri ile hükmetmeye başlasalar şüphesiz ki Allah onlara birçok rızık kapılarını açacaktır. Daha sonra Allah öylece onları rızıklandıracaktır. Üstlerinden ve altlarından rızıklar fışkıracaktır. Dolayısıyla bu tür zalimane vergiler toplamaya ihtiyaç duymayacaklardır. Her kimde Allah’ın şeriatından yüz çevirirse işte o kimselerde, ayette haber verildiği gibi dank bir hayat yaşattırır. Rabbimizden Müslümanların başlarına en hayırlılarını yönetici kılmasını niyaz ederiz.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

Ebu Muhammed El-Makdisi 974 görüntülenme | 23 Ekim 2021


Pdf Olarak İndir